Ne kadar yalnızlıktan kaçınmaya çalışırsan, sen o kadar yalnız hissedeceksin. Şayet yalnızlığı kabullenmeye başlarsan, ona aşık olmaya başlarsan eğer, şayet ondan zevk almaya başlarsan o zaman tüm yalnızlık ortadan kalkacak. Ve o zaman yalnızlığın güzelliği, olağanüstü bir güzelliği vardır.
Her kalpte aşk vardır, çünkü kalp onsuz yaşayamaz. Hayatın ta kendi nabzıdır o. Hiç kimse aşksız olamaz, bu imkansızdır. Herkesin aşka sahip olduğu, sevme ve sevilme kapasitesine sahip olduğu basit bir gerçektir. Ancak bazı kaya parçaları, yanlış yetiştirilme, yanlış tavır, akılsızlık, kurnazlık ve bin bir şey yolu tıkar.
Hiçbir şey senin elinde değil. Sen kendi kendinin elinde değilsin bir kere. Her şey gerçekleşmede, hiçbir şey yapılmıyor. Bir kez sen bunu anladığında, suçluluk ortadan kalkar. Bazen bir şey için ağlayıp gözyaşı dökebilirsin ancak derinlerde sen onun gerçekleşmek zorunda olduğunu bilirsin, çünkü sen acizsin, böylesine büyük bir bütünlüğün bir parçasısın, ve sen sadece küçük bir parçasın. Ağaçta bir yaprak var ve bu güçlü bir rüzgar gelince yaprağın ağaçtan ayrılması gibidir. Şimdi yaprak bin bir şey düşünür, bu şekilde değilde şu şekilde olabileceğini, bu ayrılıktan kaçınılabileceğini. Yaprak ne yapabilirdi ki? Rüzgar çok güçlüydü.
Kabul yeterli değildir. Kabul estetik bir kelime değildir, o neredeyse kayıtsızdır. Bu yüzden mutlu hisset ve bu bir hissetme meselesidir. Ne hissedersen, o olursun. Bu senin sorumluluğundur.