Kendi okullarımızda çoğumuz dışlanmış çocuklardık. Genellikle bizi görmezden gelirler, bizimle dalga geçerler, bize pek aldırmazlar ve çok da iyi davranmazlardı. Hepimizin mücadele ettiği ayrı bir şeyler vardı -fiziksel, duygusal, zihinsel birtakım zorluklar- bu da bizi diğerlerinden farklı kılıyordu. Bazen fazlasıyla farklı.
İnsanların ilk olarak sandalyemi değil de beni görmeleri için, kendi başıma daha çok şey yapabilmek için, mesela en yakın arkadaşımla takılabilmek için... tabii eğer öyle biri olsaydı, her şeyimi verirdim.
Çoğu zaman yetişkinler bizim için bir şeyleri sadece 'yapıyor ' ve bizim ne istediğimizi asla sormuyorlar. Mesela sırf tekerlekli sandalyedeyim diye kendim için karar veremiyorum.
İnsanlar çoğunlukla bana hep dışarıdan bakar. Tekerlekli sandalyemi, sallanıp duran başımı ve sabit duramayan ellerimi fark ederler...
İnsanlar çoğu zaman, insan vücudundaki her bir kemiğin adını bilen o çocuğu görecek kadar derine bakmıyor.