İstanbul'da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana aşığım: İşte 1942 senesinin 21 Haziranı'nın gece yarısından sonra saat üç buçukta uyanık, beyaz şimşeklerin çaktığı, yağmurlu bir gecenin sana tebliği:
Bahar geldi, gördün mü? Ben gördüm. Bir çingene kızının göğsündeydi. Bir insan kokusu duydum Mürüvvet'te. İsmi Mürüvvet'ti. Çayırlara uzanmıştı. Dişlerinin koyu, sarıya çalar bir beyaz rengi vardı. Bir mahalle kızının, arkadaşına ağzından çıkarıp, al sen çiğne dediği sakızının renginde...
İnsandan bahsedeceğim. Platon'un insanından. Ama Diyojen gibi. Bilirsiniz tabii; Platon, "İnsan iki ayak üstünde duran tüysüz bir hayvandır," demiş. Diyojen hindiyi bağırta bağırta yolduktan sonra Atina meydanlarında "İşte Platon'un insanı!" diye halka teşhir etmiş.