Kitabın güzelliğinden nasıl bahsetsem eksik hissedeceğim. Böylesine dolu dolu bir okuma beni aşırı memnun etti. Sadece spor romantizmi olarak değilde, aile bağlarının da bu denli mükemmel yansıtılması çok güzeldi özellikle Knox aile babası gibi bütün kardeşlerine sahip çıkması ve onlara karşı fazlasıyla sorumluluk alan kendi hayatını her zaman ikinci planda tutan bir karakter. Canım Knox her zaman kalbimizde mükemmel bir adam olacaksın
Knox Holland, daha küçük yaşlarda omuzlarına sorumluluk yüklenmişti. Babasının sorumsuzluğu, gel gitleri bir tarafa annesini kaybetmesiyle kardeşlerinin bütün yükünü omuzlanmıştı. Hepsinin belli bir noktaya gelene kadar kendisini arka plana atmıştı. Kardeşleri arasında en küçükler olan Flynn’in aile eksikliğini özellikle babalarının vurdum duymazlığını hissettirmemek için çok mücadele etmişti. Şimdi ise kardeşlerinin desteği ile içinde bastırdığı motor’un verdiği keyfi sürüyordu. Profesyonel motokors dünyasındaki ilk yılı mükemmel geçmişti. Ama ikinci yılda yarış esnasından diğer yarışçı ile tartışma yaşadığın da parlak geleceği bir anda kabusa dönmüştü. Dizginleyemediği öfkesi onu takımdan uzaklaştırılmasına sebebi olmuştu. Arkadaşı Colter serbes stil sürücüsüydü bir süre onunla takılarak ilerleyecekti ama bazı teknikleri öğrenmesi lazımdı özellikle esnek olmayı arkadaşının önerisi ile Olimpiyat cimnastikçisi olan Avery ile tanışır. İkisi de farklı dünyanın insanıydı ama ortak özellikler vardı ikisi de hırslı, çalışkan ve inanılmaz inatçıydı.
Avery, gözde olimpiyat cimnastikçisiydi Tâki yılın başında bir yarışmada dizini sakatlayana kadar. Pes etmemiş bir süre sonra sahalara dönmüştü ama çok çalışması ve kusursuz gerçekleştirmesi gereken hareketleri vardı. Şimdi hem kendisini çalıştırması lazımdı hemde bu aksi, huysuz ama baştan