Asri Mezarlık'tayız. Mevsimin ilk karı yağıyor. Bir avuç insan, her biri diğerinin yorgun gözlerinde gençlik yıllarından kalma bir ışıltı arıyor. Hatıralar sökün edip kalbimin pervazına üşüşüyor. Selo'nun saf, ikircikli kalbini taşımaya mecalsiz bedenini toprağa verirken değil, doğduğu evde, büyüdüğü şehirde bile ölmeyi bahtiyarlık sayan benim gibilerin yazgısına hayıflanıyorum. Azrail'le nerede ve nasıl karşılaşacağımızın bilinmezliğiyle tenim ürperiyor. Hepimiz acemisiyiz ölümün, provası yok. Ama ben istiyorum ki ölüm yaz yağmuru gibi hafif, düş bozumu gibi ani olsun. Tıpkı çocukluğumda annemin akşam oldu diye oyunun en keyifli anında eve çağırması gibi çağırsın beni.
Muhsin Macit