Yazarzadee, Kış Masalı'ı inceledi.
Dün 19:19 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Çok kalın bir kitap olmasına rağmen 48 saat gibi bur sürede bitirdim ben ama normal bir okuma akışının dışındaydım o yüzden bu kadar kısa sürede bitti ve dili çok akıcı olduğu için kesinlikle okuma isteği son sayfaya kadar devam ediyor.konusu zaten çok hos Hande ve Kerem' in bir anda başlayan ve önünü alamadıkları aşkını konu alıyor. Dram,aşk,gizem hepsini bir arada okuyacağınız bir kitap.

Sabahattin Ali'nin bu öykü kitabının içinde toplam 13 öykü ve 4 tane masal var. Daha çok yaşamdaki kötülüklerden, adaletsizlikten, çıkarcılıktan, güvenden bahsedilmiş.
Neden hep açlardan, yoksulluktan, kötülüklerden bahsettiğini merak edenlere cevabını 'Bahtiyar Köpek' adlı öyküsünde vermiş.
Başlardaki öyküler biraz sıkıcıydı hatta bir ara bırakmayı düşündüm ama ortalara doğru öyküler o kadar güzelleşmişti ki...
En sevdiğim öyküler;
Çilli
Dekolman
Cankurtaran
Çirkince
Sondaki masalların hepsi çok güzeldi. Ama en çok 'Bir Aşk Masalı' nı beğendim. Aşkı o kadar güzel anlatmıştı ki...

Rümeysa, bir alıntı ekledi.
Dün 10:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bir Aşk Masalı
Asıl bahtiyar, bir ömür boyunca hasretini çektiği şeye kavuşan değil, ona erişeceğini anladığı anda, saadetinin en yüksek noktasında bir 'Ah' diyerek düşüp ölebilendir.

Sırça Köşk, Sabahattin Ali (Sayfa 127 - YKY)Sırça Köşk, Sabahattin Ali (Sayfa 127 - YKY)
hanife delikanlı, Beyaz Diş'i inceledi.
21 May 01:46 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 7/10 puan

yasa şuydu YE ya da YEM OL! şiddetin kendisi ve bilinmeyeninin gizemi hayatını şekillendiriyordu...yenilen rakipler unutulmuştu bile,aşk masalı karlara kırmızıyla yazılmıştı.

Mehmet Y., Dağlar Devrildiğinde'yi inceledi.
20 May 17:19 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bu son romanında Aytmatov’un kendine yakışanı yaptığını söyleyebiliriz. Eserin Aytmatov okurları için alışıldık bir tarzı var. Yine Kırgız gelenekleri ile modern dünya arasındaki gelgitlerden söz ediliyor. Aytmatov adeta bugüne kadarki bütün roman ve hikâyelerinde kullandığı figürleri bir geçit resmiyle önümüze sunuyor. Aşk, tabiat sevgisi, insanların ihtirasları, hayvan kahramanlar, kader, karamsar bir tablo ve kaybetme eğilimli kahraman, yerel motifler, efsane ve masallar, Kırgız folkloru, savaş, tren…

Yine Aytmatov’un sıklıkla ve başarıyla kullandığı bir metot olan geriye dönüş tekniği de romanda yer yer kendini göstermiş. Burada özellikle vurgulanan unsurlar ise globalleşme ile birlikte insanoğlunun para hırsı için bir zamanlar akla hayale bile gelmeyecek yöntemlere başvurması…

Hemen her hikâyesinde olduğu gibi harika bir film senaryosu çıkabilir yine. Neticede Aytmatov iyi bir edebiyatçı olduğu gibi sinema konusunda da hayli tecrübeli bir isim ve veterinerlik eğitimi de almış bir kişi. Öyle ki daha önce mükemmel tasvir ettiği Kurt ( Taşçaynar ve Akbar ) , Deve ( Karanar ) , At ( Gülsarı ) gibi hayvan kahramanları vardı. Bu sefer de bir Kar Leoparını (Caabars) öykünün merkezine oturtmuş.

Aytmatov’un diğer eserlerinin başlangıç cümleleri eserin gidişatı hakkında bilgi verir genelde. Örneğin Beyaz Gemi’nin başlangıcındaki ‘Onun iki masalı vardı’ cümlesi ile Toprak Ana’daki “Üzerinde yeni yıkanmış beyaz entarisi ve koyu renkli beşmenti, başında beyaz yazmasıyla, bir ana, biçilmiş tarlaların arasından geçen yolda ağır ağır ilerliyor.” cümlesi anlatılacaklar hakkında bir işaret veriyordu okura. Burada ise başlangıç cümlesi, ‘kader!’. Hatta bu romanın adı bile olabilirmiş, kader…

Kırgızistan'ın ve dahi Türk dünyasının en büyük romancısı, yerelden milliye ve oradan da evrensele uzanıyor yine. Bize ise onu defalarca okumak ve her seferinde ‘iyi ki yazmışsın üstat’ demek düşüyor.

Bu vesileyle 10 Haziran 2008 günü kaybettiğimiz büyük romancı, Cengiz Aytmatov’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

İpucu içerebilir mi emin değilim lakin romanın özeti namına şunları söyleyebiliriz.

Romanın kahramanı, orta yaşlı, bağımsız bir gazeteci olan Arsen Samançin. Arsen, Aydana adlı bir opera sanatçısına âşık olmuştur ve Aydana’nın bir halk efsanesine dayanan ve kendi uyarladığı Ebedi Nişanlı adlı operayı sahneye koyacağı günün hayalini kurmaktadır. Ancak Aydana, hem aşkına karşılık vermeyi bırakmış hem de Ertaş Kurçalov adlı sonradan zengin olma bir pop müzik yapımcısının cazip teklifi sonucu operadan tamamen vazgeçip bir pop yıldızı olmuştur. Acı ile nefreti içinde yaşatan Arsen, amcası Bektur Ağa’nın yardım isteğiyle köyüne gidecektir. Bektur Ağa, yaban hayvanlarının avlanmasını sağlayan ve çok zengin turistlere hizmet sunan bir şirket kurmuştur. İki Arap turist yalnızca Kırgız Dağlarında bulunan Kar Leoparlarından avlamak için gelecektir. Arsen ise amcası ve onun adamlarına tercümanlık yapacaktır. Köyde Taştanbek, Eles gibi yeni kahramanlar girecektir hikâyeye. Sonrası ise hem bir macera hem de bir kaderdir…

Corpus., Av Dönencesi'ni inceledi.
12 May 12:40 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir türlü fırsat bulup da yapamadığım Av Dönencesi yorumu ile herkese merhabalar. Sanırım yine uzun bir yorum olacak. Hazırsak başlıyorum?

Büşra Toraman’ın kalemiyle daha önce hiç tanışmamıştım. Hakkında epeyce yorum gördüm ama o kadar takıntılı bir insanımdır ki paylaşılan alıntıları bile okumamıştım. Bir kalemle tanışacaksam kimsenin etkisinde olmak istemem. İyi ki de öyle yapmışım. Şu an Kırmızı Başlıklı Kız serisine başlamakla ilgili tek bir pişmanlığım var, o da serinin bitmemiş olması. Bitmeyen serileri okumak beni deli ediyor. Hemen okumak zorunda değilim ama elimin altında olsa daha huzurlu hissederim. Her neyse.

Baştan söyleyeyim kitabı çok sevdim. Eleştireceğim birkaç nokta olsa da genel olarak övgü dolu bir yorum olacak, ona göre şaşkınlık nidaları atmaya başlayabilirsiniz. Büşra kitap sevdi arkadaşlar, açılın lütfen.

Kısaca konuyu özetlemek istiyorum. Spoiler olmayacak ama isterseniz bu paragrafı atlayabilirsiniz. Ada Mahfer, ailesi ile gittiği bir kış tatilinde korkunç bir olay yaşıyor. Tüm ailesinin kurtlar tarafından katledilmesinin ardından gözlerini hastane odasında açıyor ve onu ayakta tutan tek şey yaşadığı kısmi hafıza kaybı oluyor. Teyzesi ile Kanada’ya yerleşip kendini ve hayatını toparlamak istiyor lakin yeni hayatının önündeki sır perdesi aralanırken aklının ucuna bile gelmeyecek gerçeklerle karşılaşıyor. Kurtadamlar, dozunda bir gizem ve sihirli bir dünyaya atılan adımlarla Ada’nın yeni hayatı başlıyor.

Kurtadamlar hakkında yazılmış kitaplar okuduğumu hatırlamıyorum. Alacakaranlık, bildiğimiz kırmızı başlıklı kız masalı ve birkaç gizil öğrenme dışında fantastik edebiyatta nasıl yer aldığını bilmediğimi söyleyebilirim. İlgimi çekmediği için de değil üstelik. Ben Alacakaranlık serisini sırf Jacob için okumuş ve izlemiş biriyim. Daima kurtadamlardan yanayım yani ama araştırmadım diyebiliriz. Bu yüzden kurguyu benimserken bir parça zorlanmış olabilirim. Aklıma Alacakaranlık’ı getiren çok fazla detay vardı ve seri isminin orijinal olmayışı da benim için nahoştu. Voltaire gibi yaşlılardan oluşan bir meclis, dönüşüm geçirme şekillerindeki benzerlik, vücut ısısı, bazı kurtların kendine has özel yeteneği olabilmesi, biri ilkel biri modern şekilde ayrılmış iki kurt topluluğu vs. Bunlar ne yazık ki serinin benim gözümdeki olumsuz yanlarıydı.

Bunları yavaş yavaş görmezden gelmeye başladım çünkü diğer detaylar gayet özgündü. Büyücüler olması, sihirli dövmeler, arka plandaki kehanet öyküsü, hafif polisiye sayılabilecek detaylar vs. Kurgu detaylandıkça daha çok hoşuma gitmeye başladı anlayacağınız. Normalde biraz aceleci bir insan olduğum için kitapları okumaya başlarken hemen karar veririm, daha ilk elli sayfadan sevdim ya da sevmedim modlarına girerim. Av Dönencesi için durum biraz karışıktı. Durgun başladık, yazarın tarzı da bunu biraz arttırdı. Karakterler ve olaylarla ilgili detayları gerçekten yavaş bir şekilde yansıtıyor. Bunu bilmediğim için biraz hım, hım, hım modlarında okumaya başladım ama ortaya çıkan her detayla birlikte hıııımmmm, hııımmmm, hıııımmmm kısmına geçebildim. Ve itiraf etmem gerekirse Dawson karakteri bakış açımı bir hayli etkiledi. O olmasaydı kitabı okur, sevdim der ve geçerdim. Ama adam efsane olmuş ya. Bazı yerlerde gerçekten gözümden kalpler falan fışkırdığını hissettim. Soğuk bir karakter. En sevdiğim şeylerden biri de onun böyle olmasının gerçekten mantıklı bir sebebi oluşu. Yani zorlama bir karakter değil. Her detayıyla etkileyici biriydi. Kaldı ki kendisi kurtadam. Şuraya ergence emojiler bırakmamak için kendimi zor tutuyorum.

Ada da hoş bir karakter. Bazı dengesizlikleri ve itici davranışları olmadı mı? Oldu ama işin aslı böyle bir travmadan sonra gayet normal olduğu bile söylenebilir. Elinden geleni yapması hoşuma gitti.

Diğer karakterler de gayet iyiydi. Özellikle arkadaşlar arası diyaloglar çok hoşuma gitti. Zorlama olmayan mizah severim.

Bir de aşk yönü var. Bayılıyorum nahif aşklara. Aşkın dokunarak değil davranışlarla, ses tonuyla, bakışlarla hissedildiği tüm kitaplara zaafım var. Birkaç sahne var kitapta, birden fazla kez okuyup kitaba sarıldığım doğrudur. Hele Rusya’ya yapılan yolculuk sırasında olanlar o ka-dar gü-zel-di ki! O kısmı pamuklara sarabilir miyiz?

Kitap bittiğinden beri elime ne alsam biraz okuyup kenara atıyorum. Sevmenin de yan etkileri oluyor. Etkisinden çıkana dek bocalıyorum. İkinci kitaba da başlamak istemiyorum çünkü bir sindireyim her şeyi, o arada mümkünse üçüncü kitap çıksın falan istiyorum. İşte öyle bir şeyler.

Toparlamam gerekirse redaksiyon dışında dili gayet güzel, akıcı ve hoş bir kitaptı Av Dönencesi. Kurgusu hoştu, karakterler bayağı hoştu ve severek okudum. Fantastik kitaplar okumayı, kurtadamları, nahif bir aşk öyküsünü, gizem ve mini polisiye detayları olan bir seriyi okumak isterseniz mutlaka tavsiye ederim.

İhsan Oktay Anar
(İhsan Oktay Anar, metinlerindeki derinliği farklı anlam kalıpları üzerinden ilerleten önemli bir yazar. Onun yarattığı karakterler, içinde yaşadığı dönemin ve dünyanın sözünü taşırken, diğer yandan okurun da yaşadığı dünyanın farklı hallerini ortaya koyarak şekillendiriyor. Böylece ortaya çıkan eserdeki yaşam, kişisel yaşanmışlıklar etrafından hareketle kendine yeni bir zemin oluşturuyor. Yani hayalle gerçek arasındaki bağın güçlenmesi meselesi, İhsan Oktay Anar’ın ifadeleriyle daha da güçleniyor.)
Aşk hakikiyse eğer, masallar da hakikidir ve onların hakiki olduğuna artık inanıyorum.”
“Lütfen bana istediğiniz masalı anlatınız, inanırım. Cüceleri, büyücüleri devleri anlatınız artık inanırım. Beni sevdiğinizi anlatınız, çocuk gibi inanırım.”
“Buna göre ölüler nasıl ki ışığı görmezlerse, yaşayanlar da karanlığı ölüler kadar iyi göremezlerdi.”
. “Ne var ki uyku, ölümün kardeşi olduğu için, uyuyan birisi karanlığı, sözgelimi gözlerini kapatmakla yetinen birinden daha mükemmel görebilirdi.”
“Kusur benim imzamdır. Bir ismim olduğu sürece bir kusurum da olacak ve olmalı.”
“Ne var ki, her şeyi bilmek için, belki hiçbir şey bilmemek gerektiğinden, âdemoğullarından bazıları, bildikleri her şeyi unutmaya hayatlarını adadı.”
“Çünkü onlara göre, ancak hiçbir şey bilmeyen bir mâsum, gördüğü anda O’nu tanıyabilirdi. Bunun için belki de, ölmeden önce ölmek gerekiyordu.”
“Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı.”
. “Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk bu dünyanın şahidi olmaktı.”
“Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti.”
“Yükselmiş birini düşürmek, yahut onun düştüğünü görmek, aşağıdakilerde adaletin yerini bulduğu hissini uyandırır ve onlara mutluluk verirdi.”
“Gerçek olan biri beni düşlüyor, o gerçek ben ise bir düş oluyorum.”

Nilüfer, Kehribar Zamanında Aşk'ı inceledi.
11 May 06:53 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Her kitap her insanda farklı etkiler bırakır. Testimizin şekli nasılsa öyle dolarız.

Kehribar Zamanında Aşk edebî bir şaheser olmayabilir ama yalın bir dil ve bol diyaloglarla yazılmış gerçek bir yaşam öyküsü. İçinde sevgi, saygı, aile bağları ve unutulmuş değerler var. Nine ve dedelerimizden dinlediklerimiz gibi acı tatlı, tamamen bizden...

" Hayatın gerçekleri nasıl taşınır, nasıl her bir korku, her bir hüzün sevgiyle harmanlanıp akide şekeri gibi ağızda eritilip gider, işte bu kitap onun da masalı." demiş yazar... Bu cümleyi çok sevdim.

Severek okudum, arada duygulandım. Edebî kitapların arasında çerez olarak okuyabilirsiniz diye düşünüyorum. Genç nesillerin kendilerinden bir kaç kuşak öncesini öğrenmeleri için de uygun bence...

Kitapla kalınız...

funda cengiz, Beni Seç'i inceledi.
09 May 13:25 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Distopya dan çok peri masalı yada bir aşk romanı gibiydi.Maxon'un hiç özel hayatı yok kendini ailesine ve konumuna adamış bir karakter.O yüzden seçim sırasında ufak tefek bocalama yaşadığını görüyoruz. Amerika ile güzel bir arkadaşlıkları başlıyor.Amerika'nın ikilemde kalması biraz sinir bozucu olabiliyor.
Serinin giriş kitabı olarak güzeldi. Az sayfa olması fazla uzatılmaması da hoştu. Neler yaşanacakları merak uyandırıyor kitabın sonunda. Hoş vakit geçirmek isterseniz çerezlik birşeyler arıyorsanız okumalısınız.
Ben de ikinci kitabı olan Elit'e başlıyorum.

Ahmet, bir alıntı ekledi.
07 May 16:42 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Öğün ey aşk masalı okuyan tarih, öğün
Salıncaklarında ay benimdir şimdi göğün

Rüveyda, Nurullah Genç (Sayfa 60)Rüveyda, Nurullah Genç (Sayfa 60)