Mona'nın Lisa'sı, bir alıntı ekledi.
11 May 18:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Fakat bütün o anlatılanlar,
aşkın bedeli olan
Derin acılar
Ve gözyaşları,
Korkutuyor bizi
Aşkın hazlarından."

Hastalık Hastası, Moliere (Sayfa 84)Hastalık Hastası, Moliere (Sayfa 84)
AcZ, bir alıntı ekledi.
26 Nis 22:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ve aşkın bedeli candır ölümdür

Şiirler, Akif İnan (Sayfa 36)Şiirler, Akif İnan (Sayfa 36)
Kübra A., Üvercinka'yı inceledi.
 14 Nis 21:27 · Kitabı okudu · 1 günde · 3/10 puan

KADIN DEDİĞİN PORTAKAL GİBİDİR, GÖRDÜĞÜN YERDE SOYACAKSIN.

Bilgisayarıma hiç kimseye okutmayacağım, sansürsüz yazılar klasörü açmaya karar verdim. Özgürce, karşıma çıkan ''kalıplara sokmaya çalışan'' insanların olmadığı, dolayısıyla benim için manasız ''ama''ların da olmadığı, zihnime dolan zehirleri kalemimle akıtacağım bir klasör... Çünkü ben ilk önce defterime yazarım.

Şairler, aydın kesimin bir parçasıdır. Onların zihnimize ve daha ziyade kalbimize paylaştıkları her fikir bizde bir iz bırakır, bizi değiştirir, bu az dahi olsa böyledir. Bu tür etsel şiirlere, zihin dünyamızın şekillenmeye daha açık ve müsait olduğu erken yaşlarda denk gelmek, iddia ediyorum kadın-erkek ilişkilerine bakışı değiştirip, bunu şekillendirecek kadar önemli ve korkunç. Kadını sevmeye bakış açısı... Kadının en çok etini, güzelliğini seven insan... Hani çok yerde, ''Cemal Süreya fiziksel aşkı en güzel anlatmış şairdir.'' denir ya, bir dakika, FİZİKSEL AŞK MI? Aşk kollara ayrılıyor muymuş ya? Hmm... Bunu duyduğum iyi oldu. Hiç kusasım yoktu, iyi geldi. Yüzüme çöreklenen ifadeyi görseniz, sanırım korkarsınız.

Ciddiyet çoğu zaman saygı uyandırır, bedeli de uzaklıktır. Samimiyet çoğu zaman yakınlık uyandırır, bedeli ise olmadık insanların, sizin gülen yüzünüzden aldığı cesaretle, size haddini aşmasıdır. Şimdi ciddi olma vakti. O yüzden silkelenin. Konu: KADIN.

Burada inceleme yazan arkadaşlara, kendisini bilirkişi ilan eden ve yorum yazanın kendi görüşlerini ifade edebilmesinin edebiyata kısıtlama değil, özgürlük getireceğini ve edebiyatın omuzlarda özgürlükle ve özgürlükte yükselebileceğini dilinin ucuyla kabul eden, ama iş eyleme gelince cellat kesilen arkadaşlar var. Hele bir soluklanın. Yorum hakkınızı, başkalarının hakkını da gözeterek kullanın. Mesela ben, neden bunları yazmak zorunda hissediyorum? Çünkü 1K tarlasında yeşerebilecek birçok çiçeği, varlığıyla sadece toprağı tutan nice ot darlıyor. Bazı arkadaşlar inceleme yapmıyor, bazıları incelemelerini gelen yorumlar doğrultusunda silebiliyor. Bunları görmek baskı olduğunun kanıtıdır. Ha benim umrumda değil kimse, olsa bu incelemeyi ve birazdan ejderha misali ağzımdan/ kalemimden çıkacakları yazmam. Gayem bir farkındalık oluşturmaya çalışmak. Kadın konusunu ele almak için bu tür kitaplar MÜKEMMEL. Herkesin bir şekilde kesiştiği, etkilendiği ama bir şeyler yapmak için ilk önce nazik, sonra idrakli olması gereken bir konu bu. Naziklikten kastım, arabasının kapısını açmak, sandalyeyi çekmek değil, BÜTÜN İNSANLARA KARŞI NAZİK OLMAKTAN bahsediyorum.

KADIN, MEME DEĞİLDİR. KADIN, KIVIRAN POPO DEĞİLDİR. KADIN, ONUN BUNUN BEDENİ ZEVKLERİNİ OYALAMAK İÇİN KULLANACAĞI BİR ET DEĞİLDİR. AYRICA BU DÜNYADA, GENELEV DİYE BİR ŞEY VARSA, BU İNSANLIĞIN AYIBIDIR.

İNSANA, İNSAN OLDUĞU BİLİNCİYLE YAKLAŞIN, kendinizi insan görüyorsanız tabi. Bu sözlerim çok mu sert oldu? Ben, hemcinslerimin bu kadar ELLENDİĞİ satırlar karşısında öfkeleniyorum.

Bir ömre kaç aşk sığabilir? Lütfen, bu soruyu bir düşünün. Bir ömre kaç sevme sığabilir? Bir ömre kaç bedensel birliktelik sığabilir bilmem ama sevmek o kadar basit bir eylem değil. Aşk sözcüğünü atların ayaklarına serseydik daha az tepinirlerdi üstünde. Lakin bu sözcüğün üstünde insanoğlu tepindi, birbirinin üstünde tepindiği gibi. İnsanın ayağı, bir attan da, bir filden de, bir eşekten de iyi teper, daha ağırdır. Bu yüzden aşkın kolu kanadı kırık çağımızda. Öyle yaralı, öyle hırpalanmış ki. Güçlenip de bir türlü çıkamıyor karşımıza çoğu zaman. Üzdüler onu, anlamının, muhteviyatının içine ettiler.

Ülkemizin aydın dediğimiz insanları da, kadına bu şekilde bakıyorsa, bu edebiyatta başka soruları da doğuruyor: Aydın kimdir? Aydın, kimlere denmelidir? Aydın, gerçekten aydınlanmış ve ışık veren kimselerse, bu insanların ellerinden, kalemlerinden çıkan ışık nerede? Yahut bunlar feneri nereleriyle tutuyorlar?

Birçok gözü açılmış kadının ve insan olmanın bilincinde olan erkeğin umut ettiği dünya ile gerçek dünya arasındaki farka bakıldığında, bizim umut ettiklerimizin bir hayalden öte gidemeyeceği apaçık ortadır. İnsan elbette her türlü şeyi yaşar. Mevzu bu değil, çarpıtan olursa. Aşkı bedene hapsedenlere, her yatıp kalktığını aşk diye bize anlatanlaradır bu tepki. Bizler de insanız. Ne zaman farkına varıcaksınız bilmiyorum ama bizler İNSANIZ! Kadını bu kadar etselleştiren, onu döven, onu severken dahi değersizleştiren herkese +18'lik beddular gönderiyorum. Burada dahi profil fotoğrafı koymadığımız için özgüvensiz diye yaftalayan gerizekalılar var. Bırakın da bari burada etimizle, suretimizle değil, zihnimiz ve kalbimizle yer alalım. Ama siz ne anlarsınız?

Bu kitapta ''Seni kucağıma alıyorum, tarifsiz uzuyor bacakların'' var. ''Dörtnala sevişmek lazım.'' Misal atlar gibi. Hep kadının elleri var, gözleri var, dudakları var. Utancını duvara asana ve sabaha kadar- neyse. ''Bak çocuğum kolların işte çıplak işte'' Giyinik mi olacaktı bir de? Kadın dediğin portakal gibidir, gördün mü soyacaksın. ''Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün/ Gözlerin sabahın sekizinde bana açık/ Ne günah işlediysek yarı yarıya'' Neden, siz mi evliydiniz, kadın mı? Yoksa ikiniz de mi? ''Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların'' , ''Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde/ Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra/ Sonrası iyilik güzellik'' Şair, son satırda yeşilçamdaki bazı filmlerde kamera ''o sahne''ye gelince yukarı kaydırılır ya onu yapmış. İyi ki yapmış. Bütün şiirlerde zaten biz gerçek bir aşk gördük.

''Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?'' şiiri gerçekten güzel bir şiirdir. ''Aşk'' isimli şiirin yer yer bazı cümlelerini gerçekten beğendim. ''Kanto'' adlı şiiri yine ''garson bira getir, rakı getir satırları olmasa güzel bir şiir. ''Gözleri yüzünün tenha bir köşesine çekilmiş'' mısrasını seviyorum. Ama Cemal Süreya'nın benim gözümdeki yeri malumunuzdur. ''Bir sürü çiçek ama saydırmaya kalkma/ Ayrı ayrı kadınlardan koparılmış/ Kadınlardan ya hem de bilsen nerelerinden'' Valla bilmek istemiyorum.

***EKLEME: Bu incelemede iki konu var. İlki: Aşk, dokunmayı da içine alan kutsal bir demdir. Sadece dokunmak, aşk değildir. İkincisi, kadını bu kadar etselleştirirsek, kadın daha çoook horlanır.

Güzel kitaplara, güzel günler eşliğinde denk gelmeniz dileğiyle...

Hissizleştirebildiklerinizdenim -,-, bir alıntı ekledi.
13 Nis 19:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Ben;
inatla, kanayan her bir
yarama,
İsmini bastım tuz
niyetine!
Yaralarımı sızlatan
Sen!
Nefesimi kurutup
canımdan can alan
SEN!
Gönlüme düşüp akmayı
beceremeyen,
İçimin mavisi,
Sevdamın karası SEN!
Şah damarıma vuran
sevda
SEN..!

Aşkın Bedeli, Havvanur KepirAşkın Bedeli, Havvanur Kepir

"Sen Sus Kitabın Konuşsun" Etkinliği;
Merhabalar Efendim....!

Kahveler hazır mı...? Bardakları havada görüyorum... Duyduk ki özlemişsiniz, Başlayalım o halde...!
{Ç News}; "Sen Sus Kitabın Konuşsun" Etkinliği ile Yayında..!!!

Yeni Etkinliğimiz ;
"Sen Sus Kitabın Konuşsun" Nasıl işliyor?

Çok basit, kitaplarınızın adını kullanarak, keyfinize uygun şekilde bir şeyler türetip diziyorsunuz. (Örnekler Altta Mevcut) Daha sonra fotoğrafını çekip, fotoğraf yükleme sitelerinden birine yüklüyorsunuz. Türettiğiniz kitap isimlerini şiir gibi yazarak, hem okunmasını hem anlam kazanmasını sağlayabilirsiniz. Fotoğraf Linki ile birlikte yazınızı yoruma bırakınız.. Keyifli Etkinlikler 1k Okurları...! :)

Yoruma Eklenen "Konuşan Kitaplar" Yorum Sırası ile Buraya Eklenecektir;

Yaren
https://hizliresim.com/kOP41J
~
Esklar
https://hizliresim.com/9mBMoO
~
Murat Ç
Kaplan! Kaplan!, Ben Robot..!
Dune Tanrı İmparatoru Frankenstein Yenilmez..!
https://ibb.co/dag42S
~
Müjgan
https://i.hizliresim.com/8YyGZW.jpg
~
Alperen Çapraz
https://i.hizliresim.com/VrJZaj.jpg
~
Cem Eren
Eyy
Aşkın Şehidi!!!
Bereketli Topraklar Üzerinde
En Son Yürekler Ölür...
https://ibb.co/dO1EGc
~
Murat Ç
Sen Kimsin?
Atatürk..!
Hangi Atatürk..
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK..!
https://ibb.co/eEaQ97
~
Ayşe
https://hizliresim.com/VrJZDq
~
Matelda
https://i.hizliresim.com/nOqvQ1.jpg
~
Şeyda
https://i.hizliresim.com/6Jz4GP.jpg
~
Murat Ç
Ben Zlatan İbrahimoviç!
Kavgamız;
Beyaz Zambaklar Ülkesinde! :)))
https://ibb.co/jT892S
~
Yağmur.
http://resimag.com/p1/007a84fc48.jpeg
~
Mete Özgür
yürüdüm yanında yağmurun
ve dağlar yankılandı

coşkuyla ölmek
lacivert bir oyundu ikimiz arasında

yol
ile
bu yalnızlık benim
eve geç kaldım yalnızlık bekler

bir gün mutlaka
bağışla ziyanımı
bedeli ödenmiştir
https://hizliresim.com/azZ4O7
~
Yasee
https://i.hizliresim.com/0E5POo.jpg
https://i.hizliresim.com/5DOAZl.jpg
https://i.hizliresim.com/D7vLzl.jpg
~
Sefer Fındık
"Bereketli topraklar üzerinde gece yarısını dört geçe bir ses böler geceyi, ölümün sesi; karatay diyeti."
https://ibb.co/kHnmhS
~
Li-3
https://i.hizliresim.com/RnjLOn.jpg
~
Murat Ç
Bugünlerde bahar indi,
Kuşlarda gitti...
Elbet sabah olacaktır,
Ben sana mecburum..

Henüz vakit varken gülüm,
Gelmiş bulundum.
Yolların sonu;
Dokuzuncu hariciye koğuşu...

Pulbiber mahallesi
İle
Bozkırkurdu,
Fakat Müzeyyen bu derin bir tutku...
https://ibb.co/jron6n
~
Esklar
Adam "Hanımefendi bir bakar mısınız?
Gitme zamanı ..."
Esra "Olur böyle b.ktan şeyler"der.
Adam "Belki bir gün,eğer yaşarsam
Benimle kal" der ve diz çöker.:))))
HAYALLER VE HAYATLAR İŞTE :)))
https://hizliresim.com/az7qJ7
~
Şeyda
İçimizdeki Çocuk Son Nefes Havaya Karışmadan Güneşi Uyandıralım :))
https://i.hizliresim.com/m29Vb0.jpg
~
https://1000kitap.com/Mrsbaytar
Primo Levi : Bunlar Da Mı İnsan
Dostoyevski : İnsancıklar
https://ibb.co/bLWPmn
~
Murat Ç
Tanrı olmak zor iş;
Kıyamet az sonra..! :)
https://ibb.co/ko3Je7
~
Zeynepcebirseyler
Senden önce ben
Kumarbaz
Senden sonra ben
Kamelyalı kadın :))
http://www.hizliresimyukle.com/image/NxnoF
~

ecinni, bir alıntı ekledi.
05 Nis 20:11 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Aşkın bedeli her zaman akıl kaybı, teslimiyet ve bunun sonucunda meydana gelen ergin olamama hali ile ödenir. Sonuçsa zararsız durumlarda maskaralık, en kötü durumdaysa dünya siyaseti açısından bir felaket olur.

Aşk ve Ölüm Üzerine, Patrick Süskind (Sayfa 30)Aşk ve Ölüm Üzerine, Patrick Süskind (Sayfa 30)

Mehmet Akif Inan / Darağacı
Bir türkü buldurur anmalar seni
Sesime uygular sonra yakarım

Kalbim ki sürekli davul solosu
Ve aşkın bedeli candır ölümdür

Saçların aklımın darağacıdır
Saçların ki çeken sona sonsuza

Yıldızlar gözlerin denetler beni
Yıllardır günlerim bir gözaltıdır

Şiirden halılar ayaklarına
Umuttan zincirler ayaklarımda

İçimin zehrini konuşsun diye
Beklerim rüzgârdan haberlerini

Yusuf-İ İffet,Züleyha-i Aşk
Allah : Mahlukuna Suret Ve Rızık Veren,Ona Kader Çizen Ve Nasip Kısmet Belirleyen...

Kul : Halikine (yaratıcısına) İbadet Eden,Emir Yasaklarına Uyan,Yazdığı Kader Ve Kısmete Boyun Eğen....

Öyle Bir Peygamber Yaratmış ki Allah,Ne Geçmişte Nede Gelecekte Onun Bir Benzeri Daha Gelmeyecektir.

Onu Öyle Bir Surette Yaratmıştır Ki,İnsan Ve Cin Şöyle Dursun,Salınıp Gül Bahçesinde Yürüdüğün'de,Güller Hicap Duyar Boyunlarını Bükerler.

Ve O Güller Bakışlarını Ondan Utanarak Kaçırırlar,"Nazarımız Deymesin Yusuf-i Güzellik Tenine" Derler Adeta.

O Bahçede ki Güller,Kokusunu En Derinden Teneffüs Ederek İçlerine Çektiklerin'de
"Allah'ım Sana Şükürler Olsun" Diyerek Verirler Nefeslerini...

Ayağını Bastığı Toprak İftihar Eder "Yusuf'un Ayağı Bana Deydi" Diye...

Güneş Ve Ay Onu Biraz Daha İzlemek İçin İtişiryor Adeta...
Ne Güneş Batmak İstiyor,Nede Ay Geceyi Bitirmek.

Sultan-ı Ebed,Alemlere Rahmet Adı Gökte Ahmet Yer Yüzünde Muhammed Olan Efendimiz Aleyhisselam Bile Asırlar Sonra Onun Güzelliğinden Bahsetmiş Ve ''Siz mi güzeldiniz, Yusuf Aleyhisselam mı güzeldi'' diye sorduklarında Peygamber Efendimiz, ''Kardeşim Yusuf, benden güzel'';
"Ben ondan melihim sevimliyim'' Demiştir.

Adının Söylenmesindeki Tınısı Bile Yetiyor Onun Güzelliğini Anlamaya...
Asırlara Ve Çağlara Yayılan Benzetmeler Onunla Oluyor..."Yusuf-i Güzellik Vermiş Allah" Diye.

Böyle Bir Güzelliği Gören Gözler,Ondan Mahrum Kalınca Görmeyi Bırakıyor...

Gözler : " O Yoksa, Görmenin'de Bir Manası Yok" Der Gibi Kör Oluyor...

Tıpkı Babası Yakup Aleshhisselamın Kör Olması Gibi...

Öyle Bir Peygamber Yaratmış Ki Allah,Peygamber Olan Babasını Bile Oğluna Aşık Ediyor Ve Onu Göremeyince Gözleri Hayata Küsüp Kör Oluyor...

O Güzelliğe Hasret Babası,Rubailer Söyleyerek Yüreğini Ferahlatmaya Çalışıyor.

" Gözümün Nuru Yusufum

Sen Gidince Kesildi Nefesim Soluğum
Eridim Günden Güne,Yandım Kavruldum

Dalından Kopan Kuru Yaprak Gibi
Ordan Oraya Savruldukça Savruldum

Her An Her Saniye Seni Rabbime Sordum
İmtihanındır Dedi,Büktüm Boynumu Sustum

Ey Benim Ciğer Parem Can Tanem
Ne Olur Gel Baba Ocağına

Gel'de Bitsin Artık Bu Özlem Bu Hasret Yusufum
Bak Gözlerimde Kalmadı Yaş,Ağlamaktan Kör Oldum "


Böyle Bir Aşktı Babasının Yusufa Duyduğu...Onun İçin Gece Hava Kararmış Yahut Güneş Etrafı Aydınlatmış Bir Anlamı Yoktu...
Dünyasını Aydınlatan Tek Işığı Yoktu Artık...

Kim Bilir Nerede Ne Yapıyor,Karnı Açmı Yoksa Tokmu?...Kurtlarmı Yedi,Yoksa Eşkiyalarmı Kaçırdı? Belki de Köle Olarak Satıldı.

Ona Ne Olduğunu Ancak Kendisi Bilirdi...Yusuf;Yaşayacaklarını Kendisi Dahi Bilmiyordu...

Murad-ı İlahi Ona Öyle Bir Kader Yazmış Ki,Emsali Olmayan Güzelliği Onun İmtihanı Olacak Ve imtihanı Bile Kendisi Gibi Güzel Olacak...

Kardeşlerinin,Onu Kuyuya Atmasına Üzülse'de Yüzü Gibi Güzel Olan Kalbi
Onları Af Edip,İlk İmtihanı Vermesine Vesile Oluyor....


Yusuf : " Onlar Benim Kardeşlerim,Beni Mutlaka Buradan Çıkarırlar" Niyeti İle Kalbini Bozmayarak Sabırla Beklese'de,İlahi Yazgı Onu Bir Kervana Köle Olarak Satılmak İçin Çoktan Yazılmıştır...


Onu Karanlık Kuyudan Çıkartan Kervan Sahibi ;O Karanlık Kuyudan
Nur-u Efşan (nur Saçan) Çıktığını Görünce Nutku Tutulur,Kalbi Yerinden Çıkacak Gibi Olup Öylece Kalakalır...

O Lă Emsal-i (Misali Olmayanı) Görüp İlk Hayreti Atlattıktan Sonra,Nefs Denen İllet Kervan Sahibinin de Aklını Çeler Ve Böylesi Bir Güzelliğe Kaç Dirheme Satacağını Hesap Dahi Edemez...

Ama Bir Yandan'da İçi el vermez Böyle Birşey Yapacağı İçin...Her Ne Kadar Dünyalık Kazanç İçin Nefsi İle Kalbi Arasın'da Gidip Gelmeler Yaşasa'da,
Taktiri İlah-i Kervancıya Tecelli Etmiş Ve Onu Satması Yönünde Çoktan Karar Aldırmıştır Bile...

Mısıra Gelip Pazar Yerinde Müzayede İçin Kervancı Bağırmaya Başladığında,O Güzellik Abidesini Anlatacak Kelimeleri Bile,İmkanı Olsa En Kıymetli Maden Olan Altına Çevirip Söylemek İstiyordu...

Kıymetini Ve Pahasını Ancak En Öyle Anlatabilirdi...


Böylesi Bir Bağırmaya Daha Önce Şahit Olmamış Pazar Halkı,Dikkatlerini Celp Eden Bu Sese Doğru Yürüdükçe Kalplerin'de Anlam Veremedikleri Bir Heyecan Ve İlahi Bir Huzur Oluşur...

"Evet Satıyorum Bu Nurullah-ı (Allah'ın Nurunu) Alan Yok Mu?"

Nasıl Olmaz?

Öylesi Bir Güzelliği Gören Pazar Halkının konuşmaya Dermanı Yoktur ki Biri'de Çıkıp Paha Biçsin Ona...Sanki Cümle Alem Kervancıyı Duymaz Gibi Dikilip Onu,Yusuf'u Seyre Dalmıştır...

Kalabalık Gittikçe Çoğalır Hatta Öyleki,En Arka dan Fiyat Verenin Neredeyse Sesi Duyulmaz Hale Gelir...

Mesafe O Kadar Uzak Olsa'da,O Nur-u Efşan (Nur Saçan) Bütün Bir Pazar Yerini Kaplamıştır Bile....

Sesler,Sesleri Öylesine Bastırır ki Kervancı Verilen Teklifleri Neredeyse Duyamayacak Hale Gelir...

Tevafukun Vuku Bulması İçin İlah-i Murad Oyalamaktadır Kervancıyı....
İlah-i Yazgının Gerçekleşmesi İçindir Bu Oyalamak...

Yusuf'u,O Pazar Yerinde Olmayan Birisine Yazmıştır Aşkı Yaratan Allah...Evet Züleyha'ya...

Onu Züleyha'ya Götürecek Olan Vesile İçin,Mısırın Maliye Veziri İçin Bekletiyor Cenab-ı Hak...

Asırlarca Konuşulacak Olan Bir "Aşkın" Nasıl Birşey Olduğunu Gösterecektir Aşkullah...

Bu Yüzden Kimseler Satın Alamaz Yusuf'u...Ta Ki Kalabalığın Bağrışması O Vesile'nin Dikkatini Çekene Kadar...

Başını O Kalabalığa Çevirmesiyle,O Nuru Görüp tutulup Kalması Bir Oldu...
Farkına Varmadan Adımlar Atıp O Emsalsiz Güzelliğe Doğru Yürüdü...

Yanın da ki Koruma Muhafızları Onun İçin Yolu Açmaya Çalışırken,Onların Bile Gözleri Yusuf'tan Ayrılamıyordu...

O Güzelliği Satın Almak İsteyen İnsanlardan Biri Olmuştu Artık O Maliye Veziri...

Kervancı Servet Denecek Fiyatlar İstesede Mühimi Yok...
Onun Bir Pahası Yok,Alabileceği En Yüksek Fiyatı İstiyor Kervancı...

O Pazar Halkının İçinde O kadar Yüklü Parayı Verebilecek Tek Kişidir Maliye Veziri...Çoktan Vermiştir Bile...

Allah'ın Yarattığı Böylesi Bir Güzelliği,Adeta Cümle Aleme Göstermek İçin Hizmetli Olacağı Konağa Doğru Adımlar Artarken Herkesin Ona Dikkat Kesilmesi'de İlah-i Bir Mucize...


Allah Onu Cümle Mısıra Gösteriyor,Sonra Yazdığı Kadere Uyması İçin Yusuf'u Konağa Gönderiyor...

Konak da ki Hizmetli Kadınlar,Kapıdan Giren Nura Dikkat Kesiliyor Ve Onlara Seslenen Veziri Duymuyorlar Adeta...

Ama Bu Durumu Anlayışla Karşılıyor Vezir...Zira Kendisi Bile Ona Her Baktığında Aynı Tutulmayı Yaşıyordu...

Tekrar Hizmetlilere Seslendikten Sonra,Asıl Görmesi Gereken Biri Geliyor Konağın Uzunca Koridorundan...

Henüz Onu Görmeden Sağa Sola Bakarak Ona Doğru Yürüyor...
Züleyha'dır Bu Gelen...Daha Farkına Varmadığı Ve Kendisini Yakıp Kavuracağı'nın Bilincinde Olmadığı Bir Aşk Ateşine Doğru Adımlar Atıyor...

O Nurdan Aşk Ateşine Yaklaştıkça Sıcaklığını Hissedip Başını Yavaş Yavaş O Aşka doğru Çeviriyor...

Artık Geriye Dönülmez,Kaçmak İstese Kaçamaz...Bir Kere Yakaladımı O Ateş Seni,Yaktıkça Yakar,Yaktıkça Yakar...


Züleyha'da Tutulmuştu Bu Ateşe,Ona Baktıkça Yanıyor Yandıkça Eriyordu...

Çaresi Olmayan Bir Derde Düşmüştü,Ya Bu Dert İle Ömrünü Yaşayıp Kimselere Birşey Demeden İçine Atıp,Ölüp Gidecekti Yada Bu Derdin Esiri Olup Günahını Üstlenecek Ve Cehennemde Yanmaya Razı Olacaktı...

Razı Oldu'da Nitekim...O Emsalsiz Güzelliği Olan Yusuf İçin Cehennemde Yanmaya Razı Oldu...

Yusuf Büyüdükçe Nurlandı,Serpildikçe Serpildi,Yağız Bir Delikanlı Oldu...
Çocukluğu Ayrı Güzeldi Şimdi İse Ayrı Bir Güzelliğe Erişti...


Ahlakı Ve İffeti de Aynı Münasebetle Güzelleşti...Değil Züleyhalar,Cennet-i Aladan Huriler Gelse,Rıza-i İlahi Olmadan Dönüp'de Bakmaz Bir Hale Geldi...

O Bu Dirayet Ve Allaha Olan Teslimiyetle İffetini Korurken,Nam-ı İsmi Bütün Mısırlı Kadınların Dilinde Çoktan Dolaşıyordu....

Ama O Kadınların İçinde En Bahtlı Ve Bahtsız Olanı Züleyha İdi...

Onu Her Daim Görüyor,Gördükçe Eriyor...Ama Elini O Aşkın Ateşine Uzatamıyordu...
Kendine Hakim Olmaya Çalışıyor,Her Seferinde O Aşka Biraz Daha Tutuluyordu...

Geceleri Yatağında İken Aklına Geliyor,Gündüzleri İse Karşısında Duruyor...

"Buna Kim Nasıl Dayansın?" Diyerek,Yüreğin de Olan Acısını Dindirmek Ve Nefsine Hakim Olmak İçin Kendine Telkin Veriyor Aşkı Anlatan Sözcüklerle...

"Sen Yüreğimde Yanan Ateş
İçimi Aydınlatan Güneş

Ne Sana Bakabiliyorum
Nede Senden Kaçabiliyorum

Varlığında Yanıyor Eriyorum
Elimde Değil Yokluğunda Seni Düşlüyorum

Dokunsam Haramsın Bana
Dokunmasam Kapanmıyor Kalbimdeki Yara

Söyle Beni Bu Hale Getiren Sevgili
Sen mi Suçlusun Yoksa Ben mi?"


Ne Kadar Uğraşsa'da Züleyha Bu Halinden Kurtulmak İçin Nafile...
Çünkü Bir Kere Tutulmuştur Aşka...Atılmıştır O Ateşin İçine...

Ve Son Demlerine Gelmiştir İçindeki Engelleme Duygusu...

Geri Dönüşü Olmayan Kararı Almıştır Artık... Tüm Benliğiyle Atılmak İster O Ateşin İçine...

Ve Atılır'da ; İffet Abidesi Olan Yusuf'u Çağırır Odasına...Ve "Ben İki Türlü Yandım" Der Züleyha ..."Hem Sana Yandım Hemde Cehennemde"

Yusuf'a Doğru Yürür Niyeti Bir Murad Almak İçin...O Cazibesinden Kaçılması İmkansız Olan Güzellik Abidesi Yusuf Görür Kendisine Yaklaşmakta Olan Zina Ateşini...

Tüm Gücüyle Kaçmaya Çalışır Tenine Haram Değmesin Diye...Arkadan Gömleğini Tutmuştur Bir Kere Kararlı Ve Gözü Dönmüş Bir Kadın...


Bu Güzelliğe Dokunmanın Bir Bedeli Varsa Ödemeye Hazırdır Züleyha Ve Onun Gibi Niceleri...

Son Bir Gayret İle Kurtulup Koşarak Çıkar Odadan Yusuf...Adeta Başka Bir İmtahana Doğru Koşarcasına...

Asırlar Sonra Adı Medrese-i Yusufi-ye Diye Anılacak Olan Hapishaneye Doğru Var Gücüyle Koşar...

Ve Bir İftira İle Düşer O Hapishanenin İçine...Ama Bu Durum Onu Mutlu Etmiştir...Zira Hapishane Onu Zinaya Çağıran Evli Bir Kadının Teklifinden Daha Emin Ve Allaha Sığınılacak Olan Güvenli Bir Yerdir...

Allah Onu Bu Kez Cümle Alemden Sakınmıştır...Kimselere Göstermemiştir...
Adeta Gözleri Ona Hasret Bırakmış Yürekleri Dağlayarak Gizlemiştir Yusuf'u...

Züleyha'nın Bu Davranışını Kınayan Alay Kadınları,Evine Davet Eder...
En Keskin Bıçakları Önleri Koyup,Yusuf'u Çağırtır...

Kapılar Açıldığında O Nur-u Efşan-ı Ve Harikulade İnsanı Gördükleri Vakit,Tutulup Kalırlar...

Tıpkı Diğer Herkesin Kaldığı Gibi Kalakalırlar...
Ve Acısını Dahi Hissetmezler Ellerini Kesen Bıçakların...

Çünkü Bıçakların Ellerini Keserek Verdiği Acı,Yüreklerinde Bir Anda Yanan Aşk Acısının Yanında Bir Hiçtir...


Ve Hak Verirler Züleyha'ya...Zira Artık Onlarında Akıllarından Bir An Olsun Çıkmaz Yusuf'un Hayali...

Aşka Tutulmuşların Hali Böyle Olur...Kendinden Geçerde Ne Yaptığının Farkında Olmazlar...

Tıpkı Züleyha Gibi....Zira O Bu Aşk Acısı İle Yıllarca Yaşadı...Yusuf'un Ona Meyil Etmeyeceğini Anlayıp Yıllarını Bu Acı İle Geçirdi...

Allah Aşıkın Haline Acır...Yanan Gönüle Nazar Eder Bakar,Samimiyetini Görmek İster...

Kul Aşkında Sadık İse,Allah O Aşkı İçin İmkansızları,Mucizeyle Mümkün Kılar....

Her Ne kadar Züleyha;İlk Başlarda İffetsiz Evli Bir Kadın Olsa'da,Sonraları Aşık-ı Sadık Olmasından Dolayı Allah Onun Günahlarını Örtmüş,Yaşlanmış Bedenini Gençleştirmiş Ve Onu Yusuf'a Yakışır Bir Edep Ve Ahlak Yıllarca Pişirmiş Ve Onunla Nikahlamıştır...


Allah;Günaha Batmış Bir Kulun Geçmişine Değil,Yüreğin deki Aşkına Bakar...

Kime Ne Kadar Yandığına Bakar...Kul İstediği Kadar "Benim Günahlarım Af Olmaz" Desin Dursun...

Allah İstediği Kulunu Bir Başka Vermeyi Yazmışsa Eğer,Kul İstediği Kadar Ben Buna Layık Değilim,Onu Bana Vermez Desin Nafiledir...

Muhyiddin İbn-i Arabi'nin De Dediği Gibi :

Allah Verirse Engelleyecek Yok,Engellerse Verebilecek Yok


Yaşadığımız Bu Çağda Nice Züleyhalar Vardır ki,Sadık Ve Samimi Bir Tövbe İle Geçmiş Hayatlarını Sildirerek Allah'ın,Onların Karşılarına Zamane Yusufları Çırkartmıştır...

Allah ; Dilerse En Büyük Günaha Meyleden Kadını Bile,Tövbesinden Sonra Bir Peygambere Nikahlar...

Yeterki O Kişi Aşıkı Sadık Olsun...


Son Olarak : Bu Anlayış Ve Ahlak İle Yaşayan Hem Zamane Yusuflarına,Hemde Yusuf-i İştiyak İle Aşıkı Sadık Züleyhalara Selam Olsun...

Allah'a Emanet Olun.

Emrah Yıldırım
@MenDehliZeman

şuleşule, bir alıntı ekledi.
04 Mar 19:24

"iade ettiği bütün sükûnete rağmen af, aşkın külliyatı içinde en pahalı makamdır. bedeli bizatihi aşkın kendisidir çünkü."

Yerli Yersiz Cümleler, Nazan BekiroğluYerli Yersiz Cümleler, Nazan Bekiroğlu

Murat Başaran
Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi... 
Ama; kendimden bile önce tanıdığım...
Her saniye yeniden doğmak gibi... 
Ama, asırlardır süren...
Kışa dönmeyen sonbahar; derin, duygulu...
Yaza dönmeyen ilkbahar; serin, coşkulu...

Ilık avuçlarında, kar taneleri...
Güneş sıcağı, gözleri...
Ve sözleri...
Ve sesi...

Böyle olmalı aşkın tarifi...
Ki, tarif edilememeli...

'Resmini çiz!' deseler...
Bacası tüten bir ev belki...
Belki gece yarısı terkedilmiş bir şiir...
Veya kaldırımların kanına giren...
Aşkın ayak sesleri...

'Resmini çiz!' deseler...
Her köşe başı ıhlamur kokar...
Yağmur kokar...
'Resmini çiz!' deseler...
Şehit akıncının dudaklarındaki tebessüm...
Veya...
Gecenin koynuna bırakılan gözyaşları...
Gizli ve mahcup...

Aşk, istemektir belki...
Belki bir ticaret; pazarlıksız...
Bedeli kalbinizdir... Bedeli herşeydir...
Sonrası bir uzun yolculuk...
Sonrası; nasip!

Tarifini sorsalar....
Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi...
Az kalsın ölüyormuşum gibi...