Değişebilme kapasitemizi olumlu bir nitelik olarak değerlendirebilmek için, önce eylemlerimizin ve bunların sonuçlarının -sadece türümüz açısından değil, aynı zamanda tüm yaşam açısından da- bilincine varmamız gerekir.
Yeryüzünde bulunan birçok türün varlığını, işte bu değişme yeteneğimizle sona erdirdik. Birçok canlı türünü resmen katlettik. Türleri soykırıma uğrattık.
Yine de türümüze özgü çifte standart uygulama alışkanlığı ile, soykırımı kınamaya ve idam cezası aleyhine bağırıp çağırmaya cüret edebiliyoruz.
Tür açısından bakılacak olursa bu, tür bencilliği bile sayılabilir. Bu bencilliktir, çünkü kendi türümüzün yaşam değerini tüm canlıların yaşam değerinden soyutlayarak onu tüm yaşam değerlerinin çok çok üstüne çıkarıyoruz.
Bir yandan, başka canlı türlerini öldüren avcılara kupalar, ödüller verirken, bir yandan da kendi türünden olanları öldüren insanları idam cezasına çarptırıyoruz.
Psikiyatriste giden kişi, yeniden yarış pistine çıkmadan önce yağlama servisinde teknik bakım gören bir yarış arabasına benzer. Yarışın kendisi asla sorgulanmaz. Yarışı sorgulayanlarsa, psikiyatrist tarafından sorgulanır.
Tarih boyunca, halkların başka toplumlardaki totaliter düzenleri eleştirdikleri, buna karşın kendi ülkelerindeki ırkçı, şovenist ve totaliter sistemleri destekledikleri çok görülmüştür.
İktidar tanımı gereği, düşmanları da beraberinde getiriyor. Düşmanları olmazsa olmaz. Düşmanların olmadığı nadir durumlarda da düşmanların bulunması, yaratılması, tahrik edilmesi, hatta hayal edilmesi gerekir.