Teşkilat-ı Mahsusa’da bir Yakup Cemil vardı. Büyük bir fedai.. Vatanı kurtarmak için yola çıktığı bayrak, Kur’an ve silah üstüne yemin ettiği arkadaşlarıyla savaşırlar, can alıp can verirler. Gün gelir ters düşerler. Yakup Cemil’in idam emri çıkar. Asker için o kadar büyük bir komutandır ki kurşuna dizmek üzere vazifeli erler silahlarını ona doğrultamazlar. İnfaz komutanı ateş emri verir, erler kıpırdamaz. Emri tekrarlar… Erler yine kıpırdamaz. Yakup Cemil Bakar ki er komutana baş kaldıracak, üniformanın şerefini kurtarmak için bağırır. ”Asker nişan al!” Asker Yakup Cemil’in sesiyle kendine gelir. Nişan alır. Yakup Cemil celladına gülümser ve kendi infazını emreder. ”Ateş!” İnsan bazen bilmeden celladına gülümser.. Bilmeden, farketmeden… Bazen de bilip, farkedip gururla gülümser..