Bugün çok üzüldüm ya Resûlallah…
Keşke dizinin dibine gelip hıçkıra hıçkıra anlatabilseydim derdimi. Sen de o merhamet dolu bakışlarınla “Üzülme” deseydin. İçimde fırtına, kalbimde kasırga… Gözlerimden akıtamadığım yaşlar sel olup yüreğimde şelale gibi akıyor. Hiçbir söz, hiçbir kimse dindirmiyor bu fırtınayı. Bilirim ki senin merhametin bütün fırtınaları dindirir. Dizinin dibine oturup bu kalp selini sana dökebilseydim; belki o zaman yüküm hafifler, yüreğim huzura kavuşurdu.
Biliyorum, görüyorsun hâlimi; ama insan işte…
Hani Uhud günü Akrabe (r.a.) şehit olmuştu da oğlu Beşir b. Akrabe’yi teselli etmiştin. Ona, “Ben senin baban olayım, Âişe de annen olsun istemez misin?” diye sormuş, gönlünü almış, hüznünü gidermiştin. Ah, ne olurdu küçük bir kız çocuğu olup Medine sokaklarında koşarak mescidinin kapısından girip sana kavuşabilseydim...
A.D 22 Safer 1447