Dediğine göre kitap okumak bizi belli bir şekilde okumaya alıştırıyormuş -çizgisel bir şekilde, bir süreliğine tek bir şeye odaklanarak okumaya. Ekrandan okumanın ise bizi farklı bir şekilde okumaya alıştırdığını fark etmiş Anne- bir şeyden diğerine atlayıp zıplayarak okumaya. Gerçekleştirdiği çalışmalarda, ekrandan okurken "göz gezdirmeye ve taramaya daha yatkın olduğumuzu" görmüş- ihtiyacımız olanı almak için ekrandaki enformasyonun üstünde hızla göz gezdirdiğimizi. Ama yeterince uzun bir süre böyle okuduğumuzda, "bu tarama ve göz gezdirme bulaşıcı hale geliyor. Kağıt üstünde yazılı olanları okuma şeklimizi de etkilemeye, belirlemeye başlıyor... Varsayılan okuma şekli haline geliyor."
Mihaly insanların hayatlarında yaşadıkları en basit ve yaygın akış biçimlerinden birinin kitap okumak olduğunu keşfetmişti. Kitap okumak çoğumuz için yaşadığımız en derin odaklanma biçimini oluşturuyor.
"Kimyasallar yoluyla uyunan uyku aynı uyku değil." Unutmayın - beyninizin ve vücudunuzun bir sürü şey yaptığı etkin bir süreç uyku. İlaçlı veya alkollü uykuda bunların birçoğu gerçekleşmiyor ya da çok az gerçekleşiyor.
Uyuduğumuzda zihnimiz gün içinde yaşadıklarımızdan bağlantılar ve örüntüler kurmaya başlar. Çok uyuyan narkoleptik insanların önemli ölçüde daha yaratıcı olması da bundan kaynaklanır.
Roxanne on sekiz saat uyanık kaldığımız takdirde -yani sabah 6da uyanıp gece yarısı uykuya daldığınızda- gün sonunda kanınızda yüzde 0,05 oranında alkol varmış gibi tepki vermeye başladığınızı gösterdi.