"Düğmenin yerini fermuar alır ve insan şafakta giyinirken düşünmeye, felsefi düşüncelere dalmaya ve dolayısıyla da melankolikleşmeye ayıracak bir saat bulamaz olur."
-Yatak odası kapısını açtı, ay battıktan sonra bir anıtmezarın mermer zeminli soğuk odasına girmek gibiydi bu. İçerisi zifiri karanlıktı, dışarıdaki gümüşi dünyadan eser yoktu, pencereler sımsıkı kapalıydı, oda büyük şehrin hiçbir sesinin giremeyeceği bir mezar dünyasıydı-
Ne hazin, yürüyoruz simsiyah menzillere
Oysa bir güneş gibi başucumuzda sevda
Gülümsüyor lekesiz tenhâsında yüzlerin
Şarkılara sığınmış, yapayalnız ve derin
Yürüyoruz karanlık, hummalı bir dehlizde Gelincikler ağlıyor ayak izlerimizde
Neden hep ikiyüzlü tutkular ve aynalar
Yitirdik esrarını bütün maviliklerin
Nağmeler de ürküyor bu garip hâlimizden
Farkında mısın, hayat gidiyor elimizden
farkında mısın hayat gidiyor elimizden·Kitabı okudu
'Ey körebe oynayan hayallerim, gitmeyin
Bırak uçsun öteye düşlerimi, ey fanus
Bir rüyadan gelip de içime düşen çığlık
Ya götür beni burdan, ya da ebediyen sus'