“Kendi ayakların üzerinde durmak istemen anlaşılır bir şey, öyle de olması gerekir zaten. Ama bu, yaşamını biriyle bölüşmemen anlamına gelmemeli. İnsanın sevgiye gereksinimi var, güvenmeye; kadın ya da erkek, herkesin, hepimizin...”
“Benim var olmaya hakkım yoktu. Rastgele ortaya çıkmıştım, bir taş, bir bitki, bir mikrop gibi varlığımı sürdürüyordum. Hayatım her bakımdan küçük mutluluklara itiliyordu.”
Yaşarken başımızdan hiçbir şey geçmez. Dekorlar değişir, kişiler girer çıkar, hepsi bu. Başlangıçlar da yoktur. Günler anlamsızca birbirlerine eklenir durur; sonu gelmez, tekdüze bir ekleniştir bu.