Öncelikle, kitabın yazarına karşı büyük bir hayranlık uyandırması dışında hangi güzelliğinden bahsetsem seçemiyorum. O kadar akıcı, naif ve birbirini güzelleştiren cümleler ve konulardan oluşuyor ki. Her açıdan hayatı değerlendiren, bunlara kıymetli yorumlarını katan ve bunu kırmadan, ötekileştirmeden yapan bir kalem. Yani nadir bulunur cinsten. Her kütüphanede bulunmalı diyorum bazı eserler için, işte tam da onlardan vesselam..
“..en büyük putun boynunda duran balta ve karşımızda duran İbrahim, bize çok şey anlatıyor ama biz onları görmek istemiyoruz. Oysa biliyoruz ki İbrahim haklı.”
Varlığı anlamlandırmak ve iç dünyamızdaki susuzluğu gidermek için bir yerlerde Tanrı diye bir varlığın olmasını ama o Tanrı'nın bize hiçbir şekilde karışmamasını, müdahale etmemesini, emir ve yasaklar göndermemesini, bizi yaptıklarımızdan sorumlu tutmamasını istiyoruz. Aslında Hz. İbrahim dönemine geri döndük.
“Her kitap bir davettir. İnsanı bir yolculuğa, bir seyrü sefere, bir keşfe, bazen durup biraz soluklanmaya, bazen koşmaya, bazen aynada kendine bakmaya davet eder..”