Bir tek sabahları ben, akşam kendimi bıraktığım yerde bulamıyorum bu evde. Buna alışmam zaman alacak, her sabah kendini en baştan inşa etmek, geçmişini yeniden örmek, kendini bulamamak. Çorap değil ki bu, soramıyorsun annene, anne çorabımın eşini gördün mü, sorusuna benzemiyor bu soru. Anne benliğim nerede, bak dün başımı tam da şuraya koymuştum, parmaklarımı kim topladı, gözümün feri nereye kaçtı; diyemiyorsun.
Eşi çoktan yatağın altına kaçıvermiş terliğimi ararken ayağım karyolanın demirine çarpsa ve ben de intikam için karyolaya bir tekme savursam, sonra karyola bana, ben dünyaya, dünya bana derken bu kavganın öfkesi ile sürünerek mutfağa ulaşsam.
Bu böyle süremez, hiçbir şey böyle süremez fakat kibir hiç süremez. İnsanın okşanma duygusu acıkır. Gün gelir sevilmek, sokulmak, küçülmek, öksürmek, aynadaki yansımasına acımak, zamana hak vermek ister insan.