"You need space, and privacy. I want you to know that I know that-that I see you. I appreciate everything you do for me, and I see it, I see it every single time you sacrifice your comfort for mine. But I want to take care of you, too. I want to give you peace. I want to give you a home. With me." There's a terrifying heat behind my eyes, a feeling I force myself always to kill at all costs, and which today I am unable to defeat entirely. It's too much; I feel too full; I am too many things. I look away and take a sharp breath, but my exhalation is unsteady, my body unsteady, my heart wild.
Bu kadar zor mu insanları kusurlarıyla sevmek? Hiç olmazsa oldukları gibi kabul etmek… Hilesiz hurdasız, yalansız dolansız, illa da bizim istediğimiz kalıba sokmadan, kendimize benzetmeye çalışmadan, karşılık beklemeden, gülmeden, kınamadan, arkasından konuşmadan sevemez miyiz insanları? Çatlarız vallahi! Bizim gibi giyinmeyen, bizim gibi
Reklam
En güzel ilaç ÖLÜMDÜR GAFLETE
Değişmez olan kanun bu! İtiraz edilemeyen gerçek şu ki: Güzel ve çirkin, birdir teneşirde ! Hevesin, hırsın,şehvetin ve aklın bittiği yerler teneşir! Teneşir, en güzelinin de, en çirkininin de, sadece bir et parçasına dönüştüğü yerdir! İnsanın gerçeğidir bu İşte gerçek bu! Aldanmayın görüntüye! Esir olmayın! Bilin ki, gördüğünüz her bir
Bağ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz Biz neşâtın da gamın da rûzigârın görmüşüz. (Biz, bu zaman bahçesinde sonbaharı da görmüşüz, baharı da. Biz mutluluğun da üzüntünün ve kederin rüzgârını da görmüşüz).
At vuruldu; içim paramparça Rüveyda
Reklam
Şimdi ey bedbaht gafil! Şu halde O'nu görmek ve tanımak istemezsen; aklını çıkar at, hayvan ol, kurtul...
Hayalin bittiği menfeze doğru Alaca bir at koşar içimde Zamansız, mekânsız nefese doğru -Nurullah Genç
Bay Gabelle’in bir atın sırtında, önüne oturmuş bir uşakla –at iki kişiyi taşıdığı halde– Alman türküsü Leonora’nın yeni bir versiyonu gibi dörtnala gidişi de ne anlama geliyordu
İnsan Tasviri!
Çantasımı açıp bir fotoğraf çıkardı. Kalın camlı gözlüklerini takan Nietzsche resmi daha iyi bir ışıkta görebilmek için pencereye doğru yürüdü. Baştan ayağa siyahlar içindeki Bertha binici kıyafeti giymişti. Üstünde daracık bir ceket vardı: İnce belinden çenesine kadar uzanan çift sıra düğmeler iri göğüslerinin üzerinde zorlanıyordu. Sol eliyle zarif bir biçimde hem ceketinin eteğini, hem de uzun bir at kırbacını tutuyordu. Diğer elinde eldivenleri vardı. Burnu güçlü, saçlan kısa ve sadeydi; başına geçirdiği kepi ona kaygısız bir hava vermişti. Gözleri iri ve siyahtı. Kameraya bakma zahmetine girmemiş, uzakta bir noktaya takılıp kalmıştı gözleri.
Reklam
Tarihin en heyecanlı yarışı yapılıyordu..
Bögü Alp, on üç kişinin en geride olanıydı. Iramağa doğru at sürerken yine aklına Kıraç Ata'nın sözleri gelmişti: - Bir ulu şehirde toplanmış kırk er görüyorum... Aralarında sen de varsın... Yağmur yağıyor... Irmağın kıyısında dövüşüyorsunuz...
Tarihin en heyecanlı yarışı yapılıyordu..
Bögü Alp, on üç kişinin en geride olanıydı. Iramağa doğru at sürerken yine aklına Kıraç Ata'nın sözleri gelmişti: - Bir ulu şehirde toplanmış kırk er görüyorum... Aralarında sen de varsın... Yağmur yağıyor... Irmağın kıyısında dövüşüyorsunuz...
Allah Niyete Göre Verir...
İyilik et denize at, Balık bilmezse halık bilir. Allah niyete göre verir...
"Türk ata bindi mi, gözü öz atasını bile görmemeli. Oğul! Gerektiğinde kişi canını bile verir. Ama at, avrat, pusat; bu üçü verilmez" demişti.
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.