Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor; ben kalıyorum.
Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor; ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşunun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum.
Bu cihan bir zindandır. Bizde bu zindanda mahpuslarız. Zindanı del de kendini kurtar. Sen zamanın Yusuf'usun, gökyüzünün güneşisin. Bu çölden, bu zindandan çık, yüzünü göster. Surette sen küçük bir âlemsin ama, gerçekte en büyük âlem sensin.
İnsanlar büyük umutlarla farklı tutkularla atılırlar hayata… Genel amaç mutlu olmaktır. Kimi insanlar mutluluk denen şeyi kendilerinden ayrı ve çok uzak bir varlık sanarak elde etme hayaliyle yaşarlar. Rastlantılar veya çabalar sonunda gönüllerinin ihtiyaçlarına uygun düşen yaşama ortamına girdikleri zaman sonsuz bir ‘ sevince kapılırlar. Bunun aksi olan bir neticeye ulaştıkları zaman da acı çekerler; sanki dünya üzerlerine yıkılmış gibi korkunç bir karamsarlığa kapılırlar.