• Öyle bir aşkla seviyorum ki seni,
    Uğrunda harcayacağım yıllarım yeter mi be sevdiğim
    Ömrümü vermeliyim ki sana
    Bilmeliyim,
    İşte herbir şeyimle sana aitim... Sonra gözlerin gelmeli gözlerimin önüne,
    Senden başkasını inkar edercesine yerleşmeli gözbebeklerime..
    Ve ardından,
    Senin hayalin gözükmeli kapı aralığından..
    Geldin mi sevdiğim?
    Çok özlemiştim seni..
    Sesim çarpar bütün duvarlara senin adın yankılanırcasına
    Bir şey yerleşir burnumun tam ucuna
    Sızım sızım sızlar senin kokun burnumda..
    Bi sevda olur çökersin kalbimin tam ortasına
    Kimi zaman kanatsan da,
    Bilirim ki en çok sen yakışırsın oraya...
    Bi anda bi deprem olur yüreğimin sınırlarında
    Alt üst edersin tüm duygularımı Sana çıkıp gelmek için can atar can'ım ...
    ***
    Öyle bir severim ki seni,
    Dağlar bile yanar kül olur sevgimizden
    Öyle bi bakarım ki sana kalbimin en güzel yerinde
    Ayaklarımıza kapanır mutluluk
    Öyle bi sararım ki ellerini derinden
    Güneş utanır sevdiğim..
    Yeryüzüne düşman olur gider.. Mevsimleri değiştirircesine sadece sana yıllanırım
    Kimi zaman nefes olur içime işlersin, Kimi zaman can olur can'ıma can katarsın...
    Kimi zaman da atan kalbim olur durmaksızın çarparsın,
    Ama unutma,
    Sen bende,
    Kalbim durana kadar değil,
    Ölene kadar değil,
    Sonum olana kadar değil,
    SONSUZA KADAR YAŞARSIN...
    ***
    Sonra tarihe bir tarih yazılır
    Sevda deriz ama onun adı "YANGIN" dır...
    Öyle tutuşur ki bedenim
    Kor alevler içinde yanarken bile
    Ben sadece seni severim...
    Ben yine seni severim...
    Ben bir tek seni severim...
    ***
    Hayatım olursun sonra
    Bi anda senle dolarım
    Hayalim olursun...
    Herşeyi seninle kurarım
    ***
    Gecem olursun be..
    Özlemin kalbimin hatsafhalarında çoğaldıkça
    Ellerim açılır semaya duam olursun..
    Yıldızımın adı olursun sonra..
    Kayıp düşmesin diye duayı duaya eklediğim...
    Karanlık olmazsın sen hiç
    Korkmam ben senden.
    Tek korkum seni kaybetmektir yaşadığım müddetçe.
    Bunu da en çok sen bilirsin yine.. Saatler sen geçer,
    Zaman beni sende hapseder..
    Sabah olmaz...
    Ne sesini duymadan yatarım
    Ne de gözlerinin içine bir kezcik bakıp seni sevdiğimi söylemeden..
    Sonra ölebirim işte!
    Sen seni sevdiğimi bilsen yeter.
    ***
    Yaşlanırım yıllanmış sevdanla
    Gözlerimin aynı rengi olmaz belki ama
    İçimde yaktığın ateş hiç sönmez
    Birgün ölürüm sonra...
    Ve yeryüzünde yaşadığın müddetçe, Nefes alıp verdiğin her anda, Alzheimer olup adını unuttuğunda bile
    Bi tek beni hatırla...
    Bu benim senden tek isteğimdir sevdiğim.
    İÇİNDE YAŞAT BENİ!
    KİMSE BİLMESİN...
    UNUTMA BENİ SEVDİĞİM...
    BEN ÇOK SEVDİM SENİ.. UNUTMA ...
    OLUR MU?

    "SENİ ÇOK SEVİYORUM"..

     A.U
  • Hüseyin Nihal Atsız - Geri Gelen Mektup

    Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
    Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
    Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

    Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
    Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
    Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
    Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

    Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
    Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
    Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
    Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
    Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
    Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
    Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
    Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
    Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
    Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

    Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
    Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
    Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
    Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
    Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
    Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
    Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
    Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

    Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
    Tek bendeki volkanları söndürse denizler!
    Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil'
    İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
    Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
    Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

    Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
    En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
    Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
    Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...
  • Soğuk günlerde, soba yanan odaya büyük bakır leğen getiriliyor. Başımızı eğip, saçlarımızı yıkıyoruz. Sonra leğene oturuyor, çok az bir suyla gövdelerimizi yıkıyoruz. Bu işlerin tümünü Bunni yapıyor. Kirli suları kovaya döküyor. Onları banyoya götürüp, temiz sıcak su getiriyor. Bunni yorulmaz. Bunni’nin tüm uğraşısı yıkamak, kül dökmek, pislik temizlemektir. Yaşamı boyunca bunu yapmıştır. Eliyle ateş bile tutar.
    Onun dünyası çamaşır, bulaşık, namaz, oruç ve Çarşamba Pazarı’dır. Kimse ona fazlasını sunmaz. O da istemez. Başımıza son suyu dökerken, bizleri Arapça dualarla kutsuyor.
    — Tanrı yok ki! diye onu kızdırıyoruz.
    — Tövbe deyin, tövbe deyin. Yanacaksınız!
    diye yanıtlıyor.
  • Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
    Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
    Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.
    Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
    Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
    Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
    Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...
    Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
    Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
    Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
    Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
    Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
    Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
    Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
    Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
    Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
    Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!
    Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
    Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
    Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
    Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
    Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
    Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
    Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
    Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.
    Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
    Tek bendeki volkanları söndürse denizler!
    Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil'
    İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
    Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
    Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.
    Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
    En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
    Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
    Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...
  • Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? 
    Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? 
    Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? 
    Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. 

    Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; 
    Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; 
    Herşey silinip kayboluyorken nazarımdan, 
    Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse... 

    Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, 
    Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! 
    Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince 
    Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince 
    Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; 
    Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. 
    Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın, 
    Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, 
    Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; 
    Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin! 

    Hüseyin Nihal Atsız