#ikimeltemarasında
︎
《Uçurumların dibi,hatıralarını taşıyamadığından düşüp parçalanmış bedenlerle doluydu.》
Alıntılar;
Kuşların, ağaçların, çiçeklerin,havanın,toprağın,ateşin ve suyun dilini konuşabiliyorduk ama insanla konuşmaya gelince dilimiz ya ters dönüyor ya da tutuluyordu.
İnsanı insana anlatmak zordu.
Yaşadıklarımız zaman ve mekan,dağ ve vadi diye ayırdıklarımız,bütün bunlar bir düş müydü?Her şey başka bir şekilde tekerrür eden farklı tezahürler miydi yoksa? Sanki bir gün gelecek,gizlenip saklanmış üzeri örtülmüş ne varsa apaçık ortalığa serilecekti.
Şimdi en çok ihtiyaç duyduğum şey insanın beraber susabileceği,birlikteyken kendini emniyette hissedebileceği bir canlı,içinde kendini huzurlu hissedebileceği bir mekan ve zamandan başkası değildi. İnsan insanla,ağzı var dili yok hayvanla,hem ağzı hem dili yok çiçekle yani bulabildiği her şeyle bitmez tükenmez bir iştahla konuşmak istiyordu.
Zaman,bilinen zaman değildi;saatler,mevsimler bir girdap gibi dönmeye başlıyor,bazen dev bir çizgi,bazen bir nokta olup her şeyi içine alıyordu.
︎
Bazı kitaplar vardır, sadece okumazsınız… İçinizde bir yerlere dokunur, sizi alır götürür. İki Meltem Arasında da tam böyle bir kitap.
Yazarımız @m.veysi.boran sade ama şiirsel diliyle bizi iki duygunun,iki zamanın,iki hayat anlayışının arasında bir yolculuğa çıkarıyor.Kimi zaman geçmişin melteminde huzur buluyoruz,kimi zamansa bugünün rüzgârında savruluyoruz.
Duygulara dokunan,insanı içsel düşüncelere yoğunlaştıran,edebi değeri yüksek bir eser arıyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun derim
Belki siz de kendi “iki meltem”iniz arasında saklı kalanları keşfedersiniz.
Keyifli okumalar,huzurlu akşamlar