• Yine bir sabah temizlik için geldiğinde, Sultan Selim’i görmüş. Türkmen güzelinin gönlü sultana su gibi aniden akıvermiş ve gönlünü kaptırmış ona;
    “Hani kalbin, her an bir halden başka bir hale geçmek gibi anlamları da vardır ya…”
    Bir gün, gözü, hünkar çadırının direğine ilişmiş. Aşkın gücü ona, direğin üst kısmına şöyle bir satır yazma cesareti vermiş;
    “Seven insan neylesin?”
    Yavuz Sultan Selim, otağına yatmaya gelince, birden direkteki yazıyı fark etmiş,Bu da ne ola ki?” diyerek uzun bir muhakemeden sonra bir vehim ve bin endişe derken, almış eline kalemi şöyle bir satır da o düşmüş aynı direkteki dizenin altına;
    “Hemen derdin söylesin.”
    Türkmen kızı, ertesi gün gelip baktığında otağın direğine, sevincinden ağlamış, o küçücük kalbi heyecandan göğsüne sığmaz olmuş, yer de onun olmuş adeta, gök de... Fakat koskoca cihan sultanına ilan-ı aşkta bulunmanın, ateşle oynamak, ateş girdabına bilerek atlamak gibi ölümcül bir tehlikesi de varmış.
    “Varsın olsun bu aşk, buna değer diye düşünmüş.” Aldığı mesajı heyecanla hemen cevaplandırmaktan kendini alamamış ama yine de içinde bir korku kurdu varmış ki genç güzelin, yüreğini her gün diş diş, burgu burgu kemiren... Aşkın gücü, zoru ve korkuyu nefes nefes yaşayan o gencecik yüreğin imdadına yetişmiş derhal. Bir satır daha yazmış aynı direğe;
    “Ya korkarsa neylesin?”
    Hemen o satırın altına bir mısra daha eklemiş, aşka yenik düşen koca padişah:
    “Hiç korkmasın söylesin.”
    Bir aşkla buluşan, karmaşık ve bulanık duyguları şöyle dizilmiş direğin üzerine:
    Seven insan neylesin?
    Hemen derdin söylesin.
    Ya korkarsa neylesin?
    Hiç korkmasın söylesin.
  • Lady Caroline:
    Görebildiğim kadarıyla günümüzde genç kadınların hayattaki tek amacı sürekli ateşle oynamak.
    Bayan(Kadın)Allonby:
    Ateşle oynamanın faydası oynayanın ucundan bile tutuşmamasıdır Lady Caroline. Yanıp kül olanlar oynamasını bilmeyenler.
  • Aşk ateşle oynamak gibidir biri kul, diğeri köle olur.
  • Aşk ateşle oynamak gibidir biri kul, diğeri köle olur..🍻
  • _Ben sana bok demem. Boklar duyar ar eder. Bir zerren düşse boka, onu da mundar eder. Tanrı senin hamurunu, necasetle yoğurmuş. Anan seni sıçar iken, yanlışlıkla doğurmuş.
    _Ne ceket kaldı, ne metelik cebinde ceketin. Kurtaracağız diye geldiler, içine sıçtılar memleketin.
    _Öleceğiz bir gün, gömecekler. Birkaç gün övecekler. Sonra kalan malını bölecekler; Hatta memnun kalmayıp üstüne bir de sövecekler.
    _Ekmek herkese yetecekti aslında. Tarlaya karga dadandı, ambara fare Fırına hırsız, memlekete harami.
    _Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler; kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler. Künyeni almak için, partiye ettim telefon; bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler.
    _Göbekler perçin olmuş, hava geçmez aradan. Bozulmayacak kız mı var, sen haber ver paradan.
    _Hayat üç buçukla dört arasındadır; Ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın..
    _Rakı, şarap içiyorsam sana ne? Yoksa sana bir zararım içerim. İkimiz de gelsek kıldan köprüye. Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim
    _Neyzen Tevfik bir gün Cami’de Hoca’nın vaazını dinler. Hoca cemaate cennette herkese çok güzel huriler verileceğinden anlatır. Neyzen, Hocaya sorar: – Hocam cennet’te şarap olacak mı? diye. Hoca bu soruya çok sinirlenir başlar neyzeni zındık, kafir, iblis gibi dini motiflerle haşlamaya ve Bre zındık cenneti meyhane mi sandın? Neyzen istifini bozmaz önceki günü hatırlatır: – E Hoca dün cenneti kerhane yaptın.
    _Sıçtın kancık lütfü'yü istanbul'a vali diye. Bir tüy tak da uçur aleme karşı bokunu. Milletin hışmını teskin edemezsin, teresin götüne soksan eğer partinin altı okunu. (inönü'ye hitaben, lütfü kırdar'ın vali olması nedeniyle yazılmış bir dilekçe.)

    _Mecnun
    Yürü bre ehli deve endamını göreyim
    Sensiz geçen gecelerin ecdadını sikeyim
    Mecnun gibi top muyum bir am için öleyim?
    Leyla'yı da sikeyim mecnun'u da sikeyim.
    Bana yar olmayan karının izzetini itibarini sikeyim.
    Yansın karıların alayı, su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim.
    Düşmüşüz bir orospunun belasına,
    Koymadık diye taaa amının ortasına, kader böyle yazmış hatırasına...
    Ben böyle hatıranın hikayesini sikeyim!

    Kerem dağları deler bir amcık uğruna,
    Aslı gitsin de ona buna vurdura...
    Bir karı için değer mi hiç bütün bunlara?
    Her taraf amcık dolu mala iyi vurana.
    Fuzuli am peşine düştün gurbete
    Am serindir, am derindir şifa verir millete,
    Ye kebabı, iç şarabı, vur karpuz göte,
    Bu gidişle yarrağımı gidersin cennete.

    _Neyzen Tevfik (1879 – 1953) Bektaşi dervişi, epilepsi…
    Osmanlı döneminde istibdata karşı, Cumhuriyet yıllarında ise devrimlere karşı gelenlere karşı hicvini kullanmış; haksızlığa, yolsuzluğa ve yozlaşmışlığa karşı şiirler yazmıştır. 7 yaşındayken, Muğlalı Kel Mülâzım Ağa müfrezesinin yakaladığı eşkiyaların halka gösterdiği sırıkların ucundaki kesik başlarını gören Tevfik'in yaşadığı rahatsızlık sara nöbetleri halinde kendini gösterdi. İzmir'in bu yıllarda istibdat yönetimi tarafından sürgün yeri olarak kullanılmasının neticesinde, kovulan aydınların uğrak yeri olan bu mevlevihanede Tokadizade Şekip, Tevfik Nevzat, Şair Eşref ve Ruhi Baba gibi ünlü kişilerle tanıştı. Şair Eşref aynı zamanda ona hicvi öğretti. Galata ve Yenikapı mevlevihanelerinde geçiren Tevfik Mehmet Âkif Ersoy'la ve onun yardımıyla dönemin seçkin sanatçılarıyla da tanıştı;
    ____________


    Sessiz gemi
    Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
    Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.
    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.
    Y.K.Beyatlı
    ____________________

    Merdiven
    Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
    Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
    Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
    Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
    Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta
    Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller
    Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
    Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer
    Bu bir lisân-ı hafidir ki ruha dolmakta
    Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta
    A.Haşim
    __________________

    _Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi. Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten. Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği. İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne. Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa...Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır. Kopmaz kökler salmaktır oraya. Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını. Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin. Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara. Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin. İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine. Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına. İnsan balıklama dalmalı içine hayatın. Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına. Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar. Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın. Değişmemelisin hiçbir seyle bir bardak su içmenin mutluluğunu. Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle. Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı. Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına. Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı. Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.
    Ataol Behramoğlu
    _____________________________

    _Diyen diyene
    Biri denizciyim dedi denize gitti. Biri havacıyım dedi havaya gitti. Biri karacıyım dedi karaya gitti. Biri güçlüyüm dedi, herkesin gücüne gitti. Biri ben hastayım dedi doktorun hoşuna gitti. Biri ben güzelim dedi güme gitti. Biri dedi ben pazarcıyım pazara gitti. Şairim dedi yazarın biri. Ben de yazarım dedi şairin biri. Ben deliyim dedi akıllının biri. Biri ben çok akıllıyım dedi. Ve diye-diye delirdi.
    Özdemir Asaf
    _______________________

    _Kadına
    Eğer kral olsaydım.! Çiğneyerek tahtımı... Memleketin halkını dizlerine sererdim. O kuvvetli hükmümle bütün tacı tahtımı... Bir tek bakışın için sana feda ederdim. Eğer Tanrı olsaydım.! O heybetli, o derin... Kainatın, semanın, denizlerin, her yerin...İrademin önünde eğilen meleklerin... Sevgilim bir busene hepsi senindir derim.
    Viktor Hugo
    ____________________________

    Her şey sende gizli
    Yerin seni çektiği kadar ağırsın. Kanatların çırpındığı kadar hafif. Kalbinin attığı kadar canlısın. Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç. Sevdiklerin kadar iyisin. Nefret ettiklerin kadar kötü. Ne renk olursa olsun kaşın gözün, karşındakinin gördüğüdür rengin. Yaşadıklarını kâr sayma, yaşadığın kadar yakınsın sonuna, ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün. Gülebildiğin kadar mutlusun. Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin. Sakın bitti sanma her şeyi, sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın. Bir gün yalan söyleyeceksen eğer; Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın. Unutma, yağmurun yağdığı kadar ıslaksın, Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak, Bunu hatırladığın kadar yaşarsın. Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun. Çiçek sulandığı kadar güzeldir. Kuşlar ötebildiği kadar sevimli. Bebek ağladığı kadar bebektir ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin. Bunu da öğren, Sevdiğin kadar sevilirsin.
    Can Yücel
    _______________________________


    _Şeyh Sadi Şirazi_ 1200
    _İnsan, ya insan gibi akıllıca söylemeli yahut hayvanlar gibi susmalıdır!
    _Sessizce bir köşede oturan sağırlarla dilsizler, gevezeden daha üstündür.
    _Her ormanı boş sanma belki de kuytuluklarında bir kaplan uyuyordur.
    _Hastaya şeker vermek günah olur, çünkü ona acı ilaç fayda verecektir.
    _İnsanlarla münasebetin ateşle münasebetin gibi olsun. Çok uzaklaşma donarsın; çok yaklaşma yanarsın!
    _Kurdun kafasını, halkın koyunlarını paraladıktan sonra değil, önce kesmek gerekir.
    _Yarasanın gözü gündüz göremiyorsa, güneşin ne günahı var bunda?
    _Gül dikenle beraber bulunur. Eğer tabiatında yalnız kusurları görmek varsa tavus kuşunda çirkin ayaktan başka bir şey göremezsin.
    _Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz, eleştirin; basit bir adamı dost edinmek isterseniz methedin
    _Ey başkalarının acısıyla kaygılanmayan, sana insan demek yakışık almaz Çocuklarımızı kuzu gibi büyütmeyelim ki ileride koyun gibi güdülmesinler.
    _Emrindekileri bağışlamasını bilmeyenler, bir gün bu insanların affına muhtaç olurlar.
    _İnsanın her nefeste iki defa şükretmesi lazım. Biri nefes aldığı için, diğeri verdiği için. Çünkü verip almamak, alıp vermemek var.
    _Şarap sarhoşu gece yarısı, sakinin sarhoşu ise mahşer sabahı uyanır.
    _Girerse hasta öküzün biri otlağa, bulaştırır hastalığı bütün köy öküzlerine.
    _Söyle mürüvvetsiz eşek arısına, bal vermez madem, sokmasın bir de.
    _Güzel bir kadın bir mücevher, İyi bir kadın bir hazinedir
    _Azametli adam kibirlidir çünkü büyüklüğün yumuşaklıkta olduğunu bilmez.
    ________________________


    _Hüseyin Rahmi Gürpınar_ 1864-1944
    _Karnı aç olan hiçbir canavar, parçalayacağı ava acımaz.
    _Ya paralayıp yiyeceksin; ya paralanıp yeneceksin. İşte hayatın bir takım ahlak çiçekleriyle örtülen gizli anlamı!
    _Başarının anahtarı, ikiyüzlülük ve her kalıba girmektir
    _2 tür deli vardır. Çılgın bir işe atılıp başarılı olanlar dahi olurken başarısız olanlar tımarhaneye düşer.
    _Kader, düşkünlerin şikayet seslerini tıkamak için uydurulmuş bir sözdür.
    _Bir ahmağa akıllısın demek kadar sempatisini kazanmak için kolay bir yol olamaz
    _Her insan ve toplum, hoşlandıkları yem ile avlanır. Önemli olan böyle oltalara gelmeyecek kadar toplumu eğitebilmektir.
    _Kadınlar kendilerini fazla seven erkeklere ahmak gözüyle bakarlar
    _Korkutulamayanlar, çok övmekle kazanılır.
    _Dedikodu kadınların gıdasıdır. Kadınlar için susmak yorgunluk, söylemek dinlenmektir.
    _Bir semti asilleştiren oranın taşı toprağı değil insanlarıdır.
    _Davanı Allah'a havale edip beklemektense, Adalet Bakanlığı'na dilekçe vermekte acele etmek daha uygundur.
    _Medeniyet henüz insanların hayvanlıklarını değiştirememiş sadece üzerini örtmüş
    _Kendi nefsine çevresinin hakkını ve canını kurban eden bir yaratık, insan görünümünde bir yaratık olsa da aslında bir canavardı
    _Sen ki yarının hayali olmaya mahkûm bugünün geçici gerçeğisin.
    _Gazeteler ahalinin bir iyilik kötülük hatıra defteridir
    _İnsanlar bir felakete, bir sıkıntıya uğradıkları vakit olanca öfkelerini yakınlarındaki zayıflardan çıkarmak, güçleri erdiği canlıyı o öfke ve hiddetle insafsızca ezmek karakterindedirler.
    _Yalanın sözle olanı bir ahlak edepsizliği sayılırken, kalemden çıkanı hüner ve medeniyet sayılması yazarlara verilen bir lütuftur
    Daima cahillikle, tutuculukla, en çirkin duygularla, düşmanlıkla birbirimizi yedik, boğuştuk...
    _Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz. Aldanıp da aldatamayanlar.. İşte aç kalan güruh bu zavallılar.
    _Canım neler yapmak istiyor. Bana deli diyecekler diye korkuyorum. Akıllı olmak ne büyük ahmaklık, ne iç yakan bir sıkıntı. yarabbi!
    _Aman yarabbi, ihtiyarı, genci hepsi birer türlü kaçık. Benimle onların farkları şu ki ben, deliliğimden şüpheleniyorum, onlar deliliklerini hiç bilmiyorlar.
    _Kurtların içinde ceylan masumiyetiyle ömür sürülmez.
    _Toplum için sanat" yapar. Gulyabani romanı. Batı uygarlığının yaşantısını taklit ederken gülünç duruma düşen insanları anlattığı ilk romanı "Şık: alafranga meraklısı bir genç Şöhret Bey.
    ________________


    _Şair Eşref_ 1846-1912 (Neyzen Tevfik'in hocası)
    _Bir soğan soyuluyor yaşarıyor gözler, bir devlet soyuluyor aldırmıyor öküzler.
    _Ezilenlerin ahını işiten hükümet bunu musîki sanıyor.
    _Padişah II. Abdülhamit aleyhindeki hicivlerinin toplandığı ünlü kitabı Deccal kitabı yüzünden, hükümet, şairin memleketindeki mallarına el koydu. Abdulhamide: Besmele gûseyleyen şeytan gibi, Korkuyorsun höt dese bir ecnebi, Padişahım öyle alçaksın ki, İzzet-i nefsin Arap İzzet gibi_Esref Mısır'dayken Abdülhamid'in ağır hasta oldugu söylentisi yaygınlaşır. Dostları Eşref'e:" Şeytan, Abdülhamid'den elini çekiyor. Sen de bu adamla uğraşmaktan vazgeç" derler. Esref ise: Toprak altında da olsan bulurum. Erişir burnuna birkaç tekmem Can verip kurtulurum zannetme Şeytan elini çekse de ben elimi çekmem
    _Eşref'e sordular: "Neden o zehirli taşlamalarında çoğu kez isim kullanmıyorsun? Kimin için yazıldıkları belli değil?" Eşref: " Neden olacak, bütün alçaklara uygulanıp, numarasız gözlük gibi kullanılsın diye." der.
    _(Eşek fıkra - Tuvalet fıkra)
    _Neyzene: Kimseler Hafiz'a (Neyzen) alni yere gelmis diyemez, Dogdugundan beri kiç dönmedi Seytan'a bile! Çok cevâmide, mescidde dolasti amma, Koymadi alnini hiç secde-î Rahmâna bile! Haciyatmaz gibidir sanki köpek oglu köpek Ayaküstünde kalir düşse de.
    ____________________


    _Ahmet Mithat efendi (1844-1912)
    _İnsanın yüzü, yüreğinin aynasıdır
    _Özgürlüğün birinci şartı, kendi ekmeğini kendi kazanmaktır.
    _Hayat işte, gün gelir başını vuracak taş da bulamazsın
    _Bir kişinin ailesini bilirsek davranış ve tavırlarını daha kolay anlayabiliriz.
    _Gözlerimin ışığının bu kadar parlak olmasının sebebi, senin yüzünün parlaklığının bana yansımasıdır.'
    _Halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir.
    ___________________

    _Jim Rohn_ Motivasyon koçu. Abd
    _Ne kadar süre denemelisiniz? Olana kadar!
    _Dünyanın en zeki insanı da olsanız, bulunduğunuz ortam vasat ve vasatın altındaki kimselerden ibaret ise, düzeyinizi bile koruma imkanınız yoktur. " İnsan, birlikte en çok zaman geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.
    _Hayalleri olmayan insanlar, hayalleri olan insanlar için yaşarlar.
    _Eğer aptal bir insanı motive ederseniz, motive olmuş bir aptal elde edersiniz.
    _______________________


    _Karışık_
    _Bir Gram Nükte, Bir Kilo Acıya Bedeldir. R. BAXTE
    _Bir Kadın Sevgisine Ulaşmak İçin Geçilen Yolların En Kısası Acındırmaktır. FLETCHER
    _Bir Kedinin Dokuz Canı, Bir Kadının Da Dokuz Kedi Kadar Canı Vardır. THOMAS FULLER
    _Gözyaşları, İnsan Ruhuna Yağan Yaz Yağmurlarıdır. A. AUSTİN
    _İnsanî değerlerin değil maddî değerlerin hakim olduğu her toplum kendi arsızlığı altında ezilmeye mahkûm aslında. R. Collins..
    _Pek Az Kimse Yaşlanmasını Bilir. LA ROCHEFOUCAULD
    _Başkalarının Mutluluğundan Kendine Pay Çıkaran İnsan, En Mutlu İnsandır. GOETHE
    _Kibirle Zayıflık, İkiz Kardeştirler. LOWELL
    _Talihli Olanların Horozları Bile Yumurtlamaya Başlar. RUS ATASÖZÜ
    _Alçakgönüllü Yüreklerde Yaşayan Düşünceler, Yüksek Düşüncelerdir. MONTAİGNE
    _Bekar Bir Adam, Son Saniyede Daha İyisini Bulan Kadınların Bir Hatırasıdır. ANONİM
    _Övülmek İsterseniz, Alçak Gönüllülüğü Yem Olarak Kullanabilirsiniz. CHESTERFİELD
    _Devlet Adamı Koyunu Kırpar; Siyasetçi Koyunun Derisini Yüzer. A. O’MALLEY
    _Hiçbir Zaman Kimseye Savaşa Gitmeyi Ya Da Evlenmeyi Öğütleme. İSPANYOL
    _İnsanin hırsız olup olmadığı, suç ortağından sorulmaz ki! (C.MARLOWE)
    _Dehanın Okulu Yalnızlıktır. GİBBON
    _Bir tehlike anında gemiden uzaklaşan fareler, geminin batmamasını bir türlü affedemezler. (W. Brudzinski)
    _ Bir yengece, doğru yürümesini asla öğretemezsiniz. (Aristophanes)
    _Hiçbir şey bilmediğimi de kesin olarak bilemem. Arkesilaos
    _Şimdi dallarında sincaρların yaşadığı mutlu bir ağaç çizelim. Bob ross
    _İnsanlara sizi eleştirebileceği şeyler verin. Bu takip edilmenizi sağlar. Çünkü büyük çoğunluğumuz; beğendiğimiz için değil, eleştirebilmek için takip ediyoruz. Freud
    _Rahiplerin ne kadar çok yalan söylediklerini herkes bilir. Onların ağızlarından çıkanla benim bağırsaklarımdan çıkan arasında pek fark yoktur. Asur Kralı I. Sargon.
    _Do: dominus : yaradan__Re :rerum :madde__Mi : mucize__Fa: güneş sistemi__ sol: güneş__La- Samanyolu__si: gökler__
    _Vulcan Point Adası; Okyanusun içindeki adanın içindeki gölün içindeki adanın içindeki gölün içindeki ada
    _Siyaset er meydanıdır. Dini siyasete alet edersen din de tartışılır.
    _Zalime hizmet eden alçaktır. Vicdansız bir avcıya hizmetten ancak köpekler zevk alır. Namık kemal
    _Bize çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının, çiçekleri sulamayı unuttuğunu görürsek, onun çiçek ‘sevgisi’ne inanmayız. Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz ‘etken ilgi’dir." Eric Fromm
    _Sanat; hayatın şarabıdır. j. Richter
    _Suçlamak, anlamaktan daha kolaydır çünkü anlarsan değişmen gerekir. Belki de korktukları şey budur. Peyami Safa
    _Bana rastgele bir bebek verin. Soyu, sopu, yetenekleri, eğilimleri, becerileri, vs. ne olursa olsun, ondan istediğim şeyi yaratayım: Bir doktor, avukat, tüccar, hatta bir hırsız, bir katil.. John Watson
    _Heraklit, Artemis tapınağında çocuklarla oyun oynarken yanına gelenlere: Ne şaşırıyorsunuz bre reziller. Yoksa çocuklarla oyun oynamak sizinle devlet yönetmekten daha iyi değil mi?
    _Parlak zekalı gençlerin çoğu harap olup gider. Çünkü korkaktırlar. Başla başla başla. _Kendisiyle yalnız kalamayan diğerleriyle bütünleşemez. Pişagor
    _Bir insan asla yanıldığını kabullenmekten utanmamalıdır. Aslında bu, bugün dünden daha zeki olduğunu başka kelimelerle söylemektir. _Alexander Pope 1688 –1744 İngiliz şair
    _En büyük aptallık, insanın hayatını, aklına göre değil de, bir çan sesine göre ayarlamasıdır. _François Rabelais_1483_
    _Her çeşit serüveni tatmak isterdim. Yanlış trene binmek. Bilmedik bir şehirde inmek. Cüzdanını kaybetmek, yanlışlıkla tutuklanıp geceyi içerde geçirmek. Bence serüven, ille de olağanüstü olması gerekmeyen ama olağanın dışına çıkan bir olay diye tanımlanabilir. Sartre
    _____________
  • Ateşle oynamak bir şey,doğruca alevlerin içine atlamak başka bir şeydi.