Eşeği aldım adam ettim de
Tek başıma orduya yettim de
Sol kolla yüz kiloyu çektim de
Neden yüz, diye yerdi el âlem.
İçki iç, dediler uyup içtim,
At yarışında beşini geçtim,
Ecel geldi günahlarla göçtüm,
Dediler ki; geberdi, el âlem.
El âlemle mizanda buluştuk,
Hesap tutmadı diye boğuştuk,
Cehennemimize kavuştuk,
Cennetten gülümserdi el âlem.
Aynı sofrada yiyelim, doyan düşman olsun,
Perviz’in mektubu gibi Ubeyd’im parçalan!
İyi niyetine dayan, dayan düşman ölsün,
Gömüyorum…
Bulurken elim cebimde en bozuk parayı,
Bir kırık kalp ah etmiş yırtık yelek içinden.
Artık versen de sarayı düzeltmez arayı,
Bozuyorum…
Yusuf şefkati görünce atarlar kuyuya,
Dibi su ve tertemiz çamur; ham maddem gibi.
Çamur bende temiz, çamurdan leş gibi dünya,
Yıkıyorum…
Ey Mümin, Tebbet okuman elleri kurutur,
Ama bir bak esirgeniyorsundur belki de.
Bazı düşmanı İhlas okumak da kudurtur,
Okuyorum…
Biri yürüyerek varacakmış diye duydum,
Benim kan ter içinde koşturduğum hedefe.
Akıyordu hâlâ, ciğerim kanla doluydum,
Acıyorum…
Üç günlük dünyada birkaç hayalde hesaptın,
Neydin ki yoldan saptın, şu dar misafirlikte?
Bir anlatsana bugün Allah için ne yaptın?
Soruyorum...
Vuslatından sonra ümmetin ardından bakar oldu,
Ruh-î Pâki’nin ardından en çok ağlanan yâr oldu.
Gitmeden önce Kâbe’de putları yıktırdın ama
Yeri boş kalmadı; makam, mevki ve pâr oldu.