“Dünyada hiçbir şey size ait değilken, kaybetmekten korktuğunuz ne var?” — Marcus Aurelius
Demiş amcamız, demiş ama...
Öncelikle hakikatte, ortada bir "şey" yoktur. "Şey" bir ilüzyondur.
Son olarak, "korkan" bedenimizdir, bizse yalnızca korkuyu idrak eden, deneyimleyen, ne olduğu belirsiz varlıklarız. Şu koca (?) evrende varolan bir "şey" varsa, o da "idraktir".
Sahip olduğumuz tek şey idrakimizken, onun bize "idrak ettirdiklerine" kayıtsız kalmayışımız, onun bize "idrak ettirdiği" ve çoğumuzun kusurlu olduğunu zaten bildiği "benliklerimize" kayıtsız kalmayışımız, "masaya konan yemeği yiyor" oluşumuzdur.
Sahip olduğumuzu iddia ettiğin tek şey "korku" bile olsaydı, ondan bile vazgeçmeyebilirdik...
Çünkü neden buradayız, nasıl geldik ve nereye gideceğiz bilen yok.
Ve sahip olmak, kaybetmekten korkmak varken kime ne hikmettir ki aksini seçelim?
Biz aksini seçtikçe kötülüğe malzeme oluyor tüm nimetler...