Doğrusunu istersen, insanlarla temas etmenin hemen her zaman bazı bedelleri oluyor. îki insan bir araya geldiğinde ilk olarak atılabilecek en büyük kazığı atıyor
ve “Nasılsın?” diye soruyor örneğin. Ne bileyim ben nasılım?
Yok ama, ders mers
yok, hayat böyle bir yer değil. İnsan istiyor ki, her şey birbiriyle bağlantılı olsun, işaretleri takip ederek bir sonuca ulaşılsın ve o anda bir aydınlanma yaşansın.
Ama olmuyor. Babalar ölüyor, ceplerinden yanan taşların fotoğrafı çıkıyor, sen o taşların yanlarına gidip oturuyorsun, saatlerce bakıyorsun, bakıyorsun ve evet
sürpriz: Bir bok anlamıyorsun. Kucağımda anlamadığım milyonlarca şeyle beraber oturuyorum, hiç bilmiyorum Osman.