Uzun uzun yazmak geliyor içimden..Ama neyi?Ruhum yorulmuş gecenin bu son saatlerinde...Düşüncelerim uçuşuyor,zihnimi boşaltmaya ihtiyacım var.Ne yapsam elime bir iğne alıp düşünce baloncuklarımı mı patlatsam?
Yada bir dakika...Önce içimdeki çocuk bir kenarda,dizlerinin karnına çekmiş,uykusu gelmiş. En iyisi ilk onu uyutmalıyım ,alnına bir buse kondurup ,güzel bir masal anlatmalıyım. Bir varmış,bir yokmuş diye başlıyorum,gökten düşen üç elmadan birini tutuyorum o en güzel rüyalarını görürken yanına bırakıyorum. Rüyasında kimbilir neler görüyordur?Kaf dağında Simurgu mu aramaya çıkmıştır, yel değirmenlerine karşı savaş mı açmıştır, belki de eline iğne,iplik almış bulutları dikiyordur gitmesinler diye penceresinin önünden...O bu düşlerinde seyahat ederken ,kapıyı aralayıp sessizce çıkıyorum.
Köşesine çekilmiş,sallanan sandalyesinde bir ileri bir geri.Elinde kitabı,pencere önünde kahvesi ve çiçeği...Selamlıyorum. Yüzünde hafif bir tebessüm.. Sonra yine kendine dönüyor,derdi kendiyle.Belki kitabındaki karakteri düşünüyor belki de yaşam filminin herhangi bir bölümünde. Sevinçleri mi geçiyor film şeridinde yoksa acıları mı?
Yaşamın tadını bulmuş bir kere.Biraz tuzlu ,biraz acılı,biraz tatlı. Yaşanmış bir hayat her şeyiyle,şimdi geriye dönüp demlenmek vaktinde.Usulca çıkıyorum.
Biraz yürüyorum...Gözü uzaklara dalmış birinin yanında kendimi buluyorum. Saçının rengini güneşin kızıllığından almış,gecenin serinliğinde,dalgaların sesinde tadıyor huzuru .Gözü kendine göz kırpan yıldızlarda. Her bir yıldıza umutlarını koymuş. Öyle hissediyorum ki bir şiirin içinde olmayı düşlüyor...
Kaç oda var,başka kimler var ilerde ...
Peki ben nerde,kimde bulurum bu hikayenin parçalarını?Nasıl tamamlarım?
Gözlerimi
Kapatıyorum
Uzun
Bir
Yolculuğa
Çıkıyorum
...
🍀