Kitabın okunması oldukça kolaydı. Bölümler oldukça kısa ve dili akıcı olduğu için okurken de sıkılmıyorsunuz. Kitap okurken dikkati dağılanlar, kitap okumaya uzun bir süre ara verenler için bu kitap iyi bir tercih olacaktır.
Kitabın konusu da benim için oldukça ilgi çekiciydi. Zira hemen hemen hepimizin zaman zaman aklından geçen bir konuyu ele alıyor. Hepimizin geçmişte keşkeleri olmuştur. Hayatımızla ilgili önemli kararlar aldığımızda ve sonuçlarından pek memnun kalmadığımızda, "Acaba şöyle bir karar verseydim nasıl olurdu?" , "Keşke öyle yapmasaydım." gibi düşünceleri içimizden geçirmişizdir. Çünkü hayatlarımız yaptıklarımız kadar yapmadıklarımızdan da oluşur.
Kitabın kahramanı Nora Seed de tam olarak bu dertten muzdarip. Yaşadığı hayattan memnun değil ve intihar girişiminde bulunuyor. Fakat ölüm direkt olarak gerçekleşmiyor. Nora, Gece Yarısı Kütüphanesi adında bir yerde, yaşam ile ölüm arasında arafta kalıyor. Bu kütüphanedeki tüm kitaplar aslında onun keşkelerinden oluşan, yaşamak isteyip de yaşayamadığı hayatlarından ibaret. Nora bu hayatları tek tek yaşamaya başlıyor. Fakat birkaç ufak kuralı var bu kütüphanenin. Mesela Nora gittiği bir hayata tekrardan gidemez. Ya da o hayatta gerçekten kalmak isterse artık o hayattan ömrünün geri kalanına devam etmek zorunda. Nora da birçok yaşamak isteyip de yaşayamadığı, keşkelerinden oluşan hayatlarını deniyor. Ünlü bir şarkıcı, yüzücü, buzul bilimci, bar sahibi, şarap üreticisi, köpek bakıcısı olduğu pek çok hayatı yaşıyor. Ancak dönüp dolaşıp yine kendi kök hayatını seçiyor.
Bizler de geçmişte iyi tercihler yapamamış olabiliriz. Bu tercihlerimizin şu an ki sonuçlarından memnun da olmayabiliriz. Fakat biz Nora gibi şanslı değiliz. Onun gibi keşkelerden ibaret hayatlarımız arasında seyahat edemeyiz, onları görüp