Şurası bir gerçektir ki, yüzyıllardan beri itaatin bir erdem ve itaatsizliğin de kötü bir huy olduğunda ısrar edilegelmiştir. Fakat insanın ruhsal gelişmesi yalnızca vicdanları ya da inançları doğrultusunda hareket eden ve dış güçlere (iktidarlara) "hayır" deme cesareti gösteren insanlar olduğu için mümkün olabiliyor değildi; fakat aynı zamanda zihinsel gelişmesi de boyun eğmeme yeteneğine bağlıydı.
Otoriteryen kavramı, "kişisel karar verme ve davranış özgürlüğü yerine, otoriteye körü körüne itaat eden ya da buna inanan kişi anlamına gelmektededir."