Nilüfer Nakışoğlu Özsoy

Nilüfer Nakışoğlu Özsoy
@avludagecengunler
28 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
Adem/Şeytansız insan… Ey zindanda bir gece geçirmemiş dost. Güneşe doğru çılgın koşuyu yapacak çocuk olabilir misin? Cennette hiç bir sarsıntıya uğramadan yaşayacak olan insanoğlu mu, yoksa ayağı kayarak yeryüzüne düşen ve orada âb-ı hayatı ararcasına karanlıklar arasında geçen, dünya çilesini çektikten sonra Tanrı’ ya özlem duyan insan mı? Seçilmiş olan hangisidir? Şanlı olan hangisidir? Yurdunu hangi insan daha çok sevecektir? Doğduğu yerden ölünceye kadar hiç ayrılmayan insan mı? Yoksa en genç çağında yurdundan ayrılarak savaşa gitmiş, esir düşmüş, bir daha dönme umudunu tam yitirmişken ansızın esen bir Hızır yeliyle kendisini yine ülkesinde bulan insan mı? Hayatın sesini işiten, iç sesini duyan, düşen insandır. Hakikatlere kurban gibi başını uzatmış olan odur. Tanrısal bıçağın parıltısını o görmüştür. Akmadan önceki kanın şırıltısını o işitmiştir. Artık hayatı boyunca o şırıltı kulaklarındadır. Hayat, o şırıltı ile taze ve yenidir her an. Istırap ve azaplardan sonra gelen ruh yüceliklerinin sırrına erecektir. Hayat, ölümle terbiye edilmiş olacaktır.
Puan vermedi·143 syf.·
2026 5. kitabı
Sezai Karakoç
9.1/10 · 11bin okunma
“Bak evladım” diyor. “Bu dünya denen şeyi bizim vaktimizde yaşayanlar sadece ismiyle, cismiyle bilirler. Biz, gaflet vaktinde doğan çocuklarız. Gafiliz yani. Dünyayı bizim için sanırız, hatta bizim sanırız. Oysa dünya dediğin her gelene “seninim” diyen bir gönül çalana benzer. Sonra terk eder, bırakır onları. Dünya demek, eski vakitlerde yaşayan insanların lügatinde sadece dünya demek değildir. Dünya nefs demek, dünya hırs demek, arzu demek, kibir demek, şehvet demek, kin, nefret demek… Yani dünyada yaşamak değil de, dünyadan kurtulmak gerek onların zihninde. Oysa bizim için dünya sahip olunacak bir yer. Eski vaktin insanları yaşamayı mecburiyet bilmişler, bizse dünyayı zaruret zannediyoruz. “Hayat denen sadece burasıdır” demiyoruz belki ama öyle yaşıyoruz.