Frig tanrıçasının, dış görünüşü birçok bakımdan Kubaba'ya benzer. Tipik bir Frig betiminde, Frig tanrıçası genellikle ayakta ve cepheden gösterilmiş olup, o da belden kemerli uzun bir elbise giymektedir ve onun da yüksek başlığından çıkıp, sırtına ve bedeninin yan taraflarına dökülen bir örtüsü vardır. Kostümün ana hatlarındaki benzerliğe ek olarak, Frig heykeltıraşlık yapıtlarında görülen birtakım özel ayrıntılar, Frig betimlerinin Geç Hitit kabartmalarından türediğini akla getirmektedir.
Mitra, üç ayrı dönemde üç farklı şekilde tezahür etmiştir. Bu üçüncü dönemde, Magi’ler, Babil’den kuzeye, Anadolu’ya doğru ilerlediklerinde yanlarında farklı bir Mitra yorumu getirdiler. Anadolu’da, Pontus ve Kapadokya’da, görünen Magi’ler burada yerli dinlerin zayıf
lamış olması nedeniyle inançlarını kolay bir şekilde benimsetme imkanı buldular. Galatya, Frigya ve Lidya’ya giren önemli miktarda magi burada kaldı Böylece Anadolu’da etkili olmaya başlayan Magi’ler, burada Anadolu ve Yunan inançları ile karşılaştılar. Attis ve kendisinden birçok uygulama ve pratiği almış olduğu Kibele kültleri ile karşılaşan Mitra’nın ikinci önemli değişimi de Anadolu’da gerçekleşti.
Umay Ana’nın dünyayı idare eden Gök Tanrı ve Yer-Su ilahı ile eşit görüldüğü, Gökler ile Yer arasındaki ilişkini gerçekleştiren, tüm canlılara Kut veren, ölümden sonra ruhları Göklere taşı
yan, doğadaki ebedi yaşamı ve sonsuz dönüşümü sağlayan, yeryüzünde yaşayan tüm canlı varlıkların sahibesidir.
“Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı’nda” Tanrıça İştar, savaşçı kimliği öne çıkarılmış şekilde, Hitit tanrıları arasında yer almıştır. Onun yani Tanrıça İştar’ın Hititler’e getirilmesindeki amaç, savaşçı tanrıça olmasından dolayıdır. Benzer bir şekilde Tanrıça Kibele’nin kent koruyucu ve savaşçı kimliğimden ötürü, Roma’ya götürüldüğü bilinmektedir.