Hoş geldin kadınım benim hoş geldin ayağını basdın odama kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde ağladın, avuçlarıma döküldü inciler gönlüm gibi zengin hürriyet gibi aydınlık oldu odam…🫂 Kadınımmmmm… ❤️ Benim en güzel yanım, en huzurlu limanım… Hiç eksilme olur mu? Çünkü sen eksilirsen, içimdeki en güzel şey de eksilir. 🫂 Sana bir iyi, bir de kötü haberim var sevgilim… Önce iyisinden başlayayım; Artık hiçbir sabaha bana küs uyanamayacaksın. Çünkü her gününü sevgimle sarıp sarmalamaya, yüzünde bir tebessüm bırakmaya niyetliyim. Elin yüzünde her yeni gün görmek isterim. Şimdi sıra kötü haberde… Her sabah beni çekmek zorunda kalacaksın. ☺️ seni ne kadar sevdiğimi anlatışımı… beni, her halimle her sabah çekmek zorunda kalacaksın. Yok öyle küs uyanmak🫂 Ama biliyor musun? Ben de her sabah seni sevmeye, sesini özlemeye, gözlerini düşünmeye ve seni kalbimde seve seve taşımaya, gözümü seninle açmaya dua ediyorum🙏 Bu yüzden aslında o kötü haber ikimiz için de en güzel haber olabilir…
Cümleler bile eksiliyor içimdeki bu sahipsizlikte Kelimeler birer birer terk ediyor zihnimin kıyılarını Niçin? diye soruyorum geceye Sessizlikten başka hiçbir cevap düşmüyor payıma ​Yine de susmuyor içimdeki uğultu Küllerinden doğamayan bir yangın gibi sürdürüyor varlığını. Bilmiyorlar Bu denli sahipsiz bırakılmışlığımı Kendi varlığıma bile yabancı oluşumu. ​Niçin? diye soruyorum karanlığa O ise uçsuz sessizliğini bırakıyor avuçlarıma ​Sanki bütün yollar bana çıkıyor da Hiçbiri beni bana ulaştıramıyor ​Bir gölge gibi geçiyorum kendi içimden Ne aradığımı biliyorum Ne de yitirdiğimin adını
Duygu ve Düşünce
Reklam
kendimi nasıl bağışlayabilirim?
Son on gün... Takvimde yalnızca on gün yazıyor belki ama insanın içinde geçen zamanın bir ölçüsü yok. Bazen bir gece yıllar sürüyor, bazen yıllar bir an kadar kısa geliyor. Benim için buradaki son on gün, içimde yıllardır biriken bütün sessizliklerin aynı anda konuşmaya başladığı günler oldu. Midem bulanıyor, uykularım bölünüyor, saçlarım avuçlarıma dökülüyor. Durup dururken öfkeleniyorum, sonra o öfkenin altında eziliyorum. Sanki bedenim artık taşıyamadığı bir yükün altında çatırdıyor. Ve ne gariptir ki bütün bunların sebebini biliyorum. İnsan başkalarının açtığı yaralara alışabiliyor. Bir süre sonra acının şekli değişiyor, kabuk bağlıyor, unutuluyor sanıyor. Ama kendi elleriyle açtığı yaralar öyle değil. Onlar gece herkes uyuduğunda yeniden kanıyor. Aynanın karşısına geçtiğimde yüzümü değil, hatalarımı görüyorum. Her biri gözlerimin altında morluk olmuş, omuzlarıma ağırlık olmuş, kalbime taş olmuş. Gölgem karşıma geçip tek tek anlatıyor onları. Unutmaya çalıştığım her şeyi yeniden hatırlatıyor. Ben de dinliyorum. Çünkü inkâr edecek gücüm kalmadı. Belki de insanın en büyük yanılgısı, kendisini geçmişteki bilgeliğiyle yargılamasıdır. Bugün bildiklerimle dönüp dün yaptıklarıma bakıyorum ve kendime kızıyorum. Oysa o günkü ben, bugünkü kadar güçlü değildi. O günkü ben, sevmenin bazen insanı kör bıraktığını bilmiyordu. Kalmanın da bir yara olduğunu bilmiyordu. Kendi sınırlarını çiğneyerek başkalarına yer açmanın bir gün insanı evsiz bırakacağını bilmiyordu. Ama yine de affedemiyorum kendimi. Çünkü insan bazen gerçeği öğrenince cahilliğini bağışlayamıyor. En çok da buna kırgınım. Bana zarar veren insanlara değil. Onlar çoktan yollarına gittiler. Kimisi mutlu oldu, kimisi olmadı, kimisi beni çoktan unuttu. Ama ben burada kaldım. Aynı hikâyenin içinde, aynı cümlenin
Dünya avuçlarıma sığmıştır, ellerim yüzündeyse şayet
Hayal dünyasında yaşamak
Avuçlarıma düşen her söz kırıntısı,hangi dudağın izi cebimde eskimiş günden. Yalanı hayalle yaşamak;bir başka hayatın sevincidir tatmadığın.
Duygu ve Düşünce
Gidersen kim sular fesleğenleri
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken Gidersen kim sular fesleğenleri Kuşlar nereye sığınır akşam olunca Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor Bir de seni ekliyorum susuşlarıma Selamsız saygısız yürüyelim sokakları Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız Yüreğimize alırız onları, ısıtırız Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam Gidersen kar yağar avuçlarıma Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Reklam
Reklam