Hukukuyla, iktisadı ve siyasetiyle tasvir edegeldiğimiz İslam medeniyeti zeminine inşa edilmiş düzene âdil nizam diyoruz.
Medeni yaşayış, ancak âdil düzende mümkündür. O da ‘orta yol’dan gidilerek inşâ olunabilir. O orta yoldan güvenle yürümek de yalnızca devlet çatısı altında olur. Öyleyse medenî yaşayışın teminatı devlettir.
Bin küsür yıllık yazısının iptaliyle Türklüğün tarih-kültür hafızası silinip boşaltılmış, milli kültür bilinci yok edilmiştir. Bu, tarihte eşine rastlamadığımız bir tragedyadır. Böyle bir çılgınlığa devrimcilerin yıldızları Maximilien Robespierre , Lenin ve Mao bile kalkışmamıştır.
Ahlak sisteminin kurulduğu bir toplumda görelilikler en aza iner. Zira tutum ile davranışların , neye , nasıl uygun tarzsa yürütülebilecekleri sorununa artık açık ve keskin bir cevap getirilmiştir.
İnsan ancak toplum halinde varolabilir. Toplum halinde varolabilen insanların birbirleri ile kurdukları her çeşit ilişki ahlakı oluşturur. Birbirleri ile ilişki halinde bulunmak zorunda olan insanlar bunu özellikle dille becerebilir. Ahlak düzeninde yaşayıp dille bildirişen insanların yapıp ettikleri her şey , ortaya koydukları ürünlerin hepsi, kültür denilen ortamı meydana getirir.