1000Kitap Logosu
Ş. Teoman Duralı

Ş. Teoman Duralı

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.8
194 Kişi
579
Okunma
277
Beğeni
5,2bin
Gösterim
Tam adı
Şaban Teoman Duralı
Unvan
Türk Felsefe Profesörü, Yazar
Doğum
Kozlu, Zonguldak, 7 Şubat 1947
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 6 Aralık 2021
Yaşamı
Türk felsefe profesörü, biyolog, akademisyen ve düşünür. Felsefe tarihi, biyoloji felsefesi, dilbilim, siyaset felsefesi, savaş felsefesi gibi alanlarda çok sayıda kitabı ve makalesi vardır. Teoman Duralı, 7 Şubat 1947'de Kozlu, Zonguldak'ta doğdu. Babası Türk, Annesi ise Alman asıllıdır. İlköğrenimini Zonguldak ve Ankara'da yaptı. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji'nde tamamladı. 1973 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesinde okurken Nermi Uygur'un kendisine asistanlık teklifi etmesiyle 1975 yılında mezun olduğu bölümde asistan olarak göreve başladı. 1977 yılında biyoloji felsefesine dair teziyle doktora çalışmasını bitirdi. 1978 yılında NATO bursu ile Paris'te biyoteknoloji seminerlerine katıldı. Mayıs 1982'de yardımcı doçent, Ekim 1982'de biyoloji felsefesi üzerine yazdığı tezle doçent ve 1985'te ABD Penn State University'de tamamladığı "Kant'ın A Priori Bilgi İstidâdı" adlı çalışmasının ardından 1988'de mezun olduğu bölümde profesör oldu. 1992-1993 yıllarında Malezya Uluslararası İslam Üniversitesinde, 1994 ve 2003 yıllarında Viyana Üniversitesi Bilim Felsefesi Bölümünde, 1995-1997 ve 1999 yıllarında ISTAT (Kuala Lumpur)’da misafir öğretim üyesi olarak bulundu. 1996 yılında İstanbul Üniversitesi Araştırma Fonunun mâli desteğiyle Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde araştırma gezisinde bulundu. Bir dönem Kırklareli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi'nde dekanlık yaptı. Fakültenin felsefe bölümünü kurdu. Bülent Ecevit Üniversitesi Senatosunun 2016 yılında aldığı karar uyarınca Teoman Duralı'ya Fahri Doktora Payesi verildi. İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesinde felsefe bölümlerinde dersler vermiştir. Ayrıca Kutadgubilig Felsefe-Bilim Araştırmaları Dergisinin yayın yönetmenliğini yapmıştır. İngilizce, Fransızca, Almanca, Latince, Yunanca, İtalyanca, Felemenkçe, İspanyolca, Rusça, Malayca dillerini biliyordu. Futbolu çok sevdiğini ve hayatta militanca duygularla bağlandığı tek şey Galatasaray olduğunu söylerdi. Babasının anne tarafı Çerkes, baba tarafı Türkmen. Annesi Alman, eşi Fransız asıllıdır. Evli ve iki çocuk babasıydı. Kanser tedavisi nedeniyle 2021 yılının Kasım ayında 2 kez ameliyat geçiren Prof. Dr. Teoman Duralı, İstanbul'daki evinde 6 Aralık 2021'de yaşamını yitirdi ve Aşiyan Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedildi.
Öyle Geçer ki Zaman
OKUYACAKLARIMA EKLE
Çağdaş Küresel Medeniyet
OKUYACAKLARIMA EKLE
Gılgamış Destanı
OKUYACAKLARIMA EKLE
Felsefe-Bilim Nedir?
OKUYACAKLARIMA EKLE
Sorun Nedir?
OKUYACAKLARIMA EKLE
Felsefe-Bilimin Doğuşu
OKUYACAKLARIMA EKLE
Aklın Anatomisi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Sorun Çağının Anatomisi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Biyoloji Felsefesi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Canlılar Sorununa Giriş
OKUYACAKLARIMA EKLE
Hayatın Anatomisi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Deniz ve Kaşiflik
OKUYACAKLARIMA EKLE
Felsefe-Bilime Ramak Kalmışken
OKUYACAKLARIMA EKLE
130 syf.
·
1 günde
·
9/10 puan
Pek kıymetli Teoman Duralı'nın ifadesiyle ; "Hayatı dolduran, yaşanmış âna veya anlara ilişkin yaşantı/lar/dır. Hayatım, şu durumda yaşanmış ân ile ânların düşünülmesidir. Yaşanmış ânları sıralayıp düzenleyen, böylece düşünülmeye elverişli kılan akıldır." Millet olarak yaşanmış 'an'larımız birhayli fazla. Köklü, zengin ve hakikate meyyal bir mirasın üzerindeyiz. Ancak sıkıntı şu ki 'hafızamız dumura uğratılmış' vaziyette. Kesik bir çağın çocuklarıyız desek yeridir. Dünüyle bağı kopmuş, bugününün farkında olmayan, dolayısıyla yarına bakmaktan aciz bir cemiyetiz. Bir soykırım geçirdik. Ne soykırımı? Kültürel soykırım. Sürekli bir takım kimseler Türk Milletinin savaşcı ruhundan bahseder ve omuzlarını gererler, peki dün bizi savaşcı kılan meziyetler bizim kültürümüzde içkin olan değerler vasıtasıyla mı varolagelmişti yoksa bu tepeden inme bir karakter miydi? Bu soru/nu cevaplamakla bu meseleyi çözüme kavuşturmak aynı hakikati izhar edecektir. Bakın Duralı bu meseleye dair neler söylüyor: "İslam medeniyetinin belirgin özellikleri tanınmadan Türk/lük anlaşılmaz. Mezkur medeniyetin önde gelen öteki üç kültüründen, toplumundan Araplar, Farslılar ile Hintlilerden farklı olarak Türk irfanı, adeti ile örfü baştan ayağı İslam medeniyetiyle içeriklenmiştir. Bundan, kısmen dahi olsa, yoksun kılındığı takdirde Türk kültürü varlığını sürdüremez. "-81- Demek ki salt 'Türk'e dayanarak bir takım sözler söylemenin altı boş, ve 1890'da Prusya Almanyasından gelen Subaylar eliyle evvelen harbiyeye sokulmuş kavmiyetçiliğin bir tezahürü. Kaldı ki Türk'ün ilk varolduğu andan beri 'Türk'lüğü bir ırk olarak ele almadığını da yine Duralı'dan şu şekilde öğreniyoruz: "En eski devirlerden beri Türkler, bir kere, genellikle, kandaş bireylerden oluşmuş yahut böyle bir şeye inanmış bir toplum olmamışlardır. Asena yahut Açine adında efsanevi dişi kurttan türemiş silah arkadaşlığına dayalı bir topluluk oluşturdukları -kanısındaydılar." -35- Kitabın isminin ırk manasına alınamayacağını da anlamış olduysak şimdi neyi yitirdiğimizi gayet güzel bir şekilde ve titizce bir feylesof edasında bizlere aktaran Duralı'nın kitabı hakkında birkaç kelam edelim: Kitap yedi bölümden müteşekkil. Sözbaşı olarak Hâfıza-i Beşer kısmıyla başlayan yolculuk Devletiebedmüddet fikrinin yitirilmesinin ne demek olduğunu ifade eden bölüm ile sona eriyor. İkinci kısım olan "Kimiz" faslında Türklerin tarihi bilgileri veriliyor. Ardından bu milletin düşünce tarihinde Felsefe-Bilim'in nereye denk düştüğüne eğiliyor Duralı. Sonrasında yazının değiştirilmesi ve inkılapların kalb ettikleri dolayısıyla Felsefe-Bilime ramak kalmışken nasıl da aşağı yuvarlandığımızı açıklıyor müellif. Türk Tarihinin Zenbereği bölümüyle beraber Osmanlı üzerinde fazlasıyla duruyor. Yazı katlinin ne demek olduğuna bu bölümde bakın hangi perspektifden değiniyor: "Binyüz küsür yıllık yazısının iptaliyle Türklüğün tarih-kültür hafızası silinip boşaltılmış, milli kültür bilinci yok edilmiştir. Bu, tarihte eşine menendine rastlanmamış bir tragedyadır. Böyle bir çılgınlığa devrimciliğin yıldızları Maximilien Robespierre - Fransızcanın o korkunç, mantıksız, çetrefil, ama evelAllah pek zarif imlasını değiştirmeği dahi düşünmedi mi acaba- Lenin ile Mao bile kalkışmamışlardır." -98- Ardından gelen İzmihlal kısmında Kemalizm'in Çağdaş İngiliz-Yahudi Medeniyeti'nin vasat bir mensubu olduğunu iddia ediyor müellif. Sözsonunda da yukarıda da belirttiğimiz gibi mesele Devletiebedmüddet ülküsünün yitirilmesi. Şayet yok olmak istemiyorsak Duralı'nın sözlerine kulak vermeliyiz. Bu toprakların evladı olan her ferde düşen görev ilk planda eski yazıyla okuma ve yazmayı sökmesi ve kitaplar üzerinden kadim zamanlarına dönerek koparılmış bağını onarması, o ipe sımsıkı sarılmasıdır. Unutmamak gerek, hepimizin Allah Teala tarafından takdir edilmiş ömürleri var. Bu ömrü onun rızasına uygun yaşamak ve onun için yol almak hatta onun için alınan yolda yok olmak varken neden modern çağda kaybolup zaten yeterince yitirdiğimiz ruhumuza kilit vuralım ki? Üzerimize düşen kim olduğumuzu bilmek ardından ise kimlerle mücadele ettiğimiz şuuruyla hareket ederek yaşanmaya değer hayatı bulmak ve uğrunda ömür tüketmek olmalı. Allah okuduklarımızla amel etmeyi ve ihlası kuşanmayı hepimize nasip eylesin. Selametle…
Omurgasızlaştırılmış Türklük
Okuyacaklarıma Ekle
8
58
226 syf.
Bilseydim doğrudan Kadir Mısıroğlu okurdum..
Yazar harf inkılabına takmış.. Aklına estikçe gönderme yapıp laf sokuyor.. "Çağdaş medeniyetin üstüne çıkmayı -çıkmak ne demekse- bir yana bırakınız , çağdaş medeniyet seviyesine bile erişemedik." diyerek de gönderme yapmadan edemiyor.. Malum üstüne çıkmak dediği tabir Atatürk'e aittir.. Bir de şu ifadesi var; "Filvaki doksan yıla yakın geçmişi ile Kemali din, Türk milletinin uyuşturucu, aptallaştırıcı afyonu olmuştur.
Omurgasızlaştırılmış Türklük
Okuyacaklarıma Ekle
6
226 syf.
·
6 günde
·
8/10 puan
Yazar, kitap boyunca Türk tarihi (kültürü) hakkında bilgi veriyor. Satır aralarında da Müslüman Türk hüviyetine dair şuur kazandıracak sözler ediyor. Bazen de biz Türklerin tarih boyunca nerelerde hata yaptığını, başka medeniyetlerin dil ve din hususunda ne gibi tedbirler aldığını anlatmış. Teoman Duralı Hoca'nın kitabını okurken açıkçası Erdoğan Merçil Hoca'nın eserlerini okuyor gibi hissettim, zira tarih bahsini uzun tutmuş. Okuması bazı zamanlar sıkıcı oldu fakat Türk kimliğine dair hoş bir eser.
Omurgasızlaştırılmış Türklük
Okuyacaklarıma Ekle
13