Her şeye kapalı olmak dogmatizm ve bağnazlık, her şeye açık olmak köksüzlük ve kimliksizliktir. İnanç ve bağlanma bu iki kutup arasında gidip gelmek zorunda değildir.
“Başka bir dünya mümkün” deyip o dünyayı yine Avrupa merkezci dil ve düşünce imkanları ile kurmaya çalışmak , sonsuz bir kısır döngünün içinde dolanıp durmak demektir.
Son tahlilde Avrupa da kendi kimliğini inşa etmek için bir “öteki”ne ihtiyaç duyuyor. Türkleri ve Türkiye”yi bir öteki olarak konumlandırmak , Avrupa siyasetine elverişli imkanlar sağlıyor ve sağdan sola siyasi yelpazede yer alan hiçbir aktör bu imkandan mahrum olmak istemiyor.
Hristiyan Avrupa , İslam’ı “dini öteki” olarak kodlarken seküler Avrupa , Müslümanlığı kültürel ve siyasi öteki olarak konumlandırır. Bu yüzden ne dini ne de seküler çoğulculuk tartışmalarında Avrupa ve Amerika’da yaşayan Müslüman topluluklar kendilerine bir yer bulamaz.