Üstüme devamlı bir melankoli çöktü; her an susturan ve sarartan o derin elemlerden biri ki, beni kendi şuurumdan da uzaklaştırıyor, ruhumun haritasını bilmediğim ıssız adalara götürüyor, beni kendi hudutlarımın dışına sürüyordu.
Beni susturan şey nefretimdi. En basit toplumsal davaları anlamayacak kadar yabancı tesirler altında şahsiyetlerini kaybeden bu insanlarala münakaşaya mecbur olmanın küçüklüğünden muzdariptim.