Dinlerinin merkezinde sevgi dolu bir güç bulunduğunu, bu güçle aralarında olan ilişkinin de anne-çocuk ilişkisi gibi olduğunu düşünmüşlerdi, bu güç onların refahını ve gelişmesini diliyordu. Onlar da bu gücü bir evlat gibi seviyor, ona hayranlık besliyor ve emellerine hizmet etmekten memnuniyet duyuyorlardı. Bu nedenle zekalarını kullanmış, kendilerinden nelerin beklendiğini keşfetmeye koyulmuşlardı ve nihayetinde hayranlık duyulacak bir ahlak sistemi ortaya çıkmıştı. Sevgi ilkesi evrensel olarak biliniyor ve uygulanıyordu.