...."Aslında tek Agu değil, küçük dostum. Hayatta bazen
hepimiz isteriz, zamanın taşlarını kendi istediğimiz
gibi dizmeyi. Örneğin, canımız çok yandığı zaman, hemen
çabucak geçip gitmesini isteriz zamanın. Ama o ne
yapar? İnadına ağır ağır çıkar geleceğin merdivenlerini.
Sanki bizi hiç duymamış gibi. Hani bazen de çok mutlu
oluruz ve bir o kadar da huzurlu. Bu anların hiç mi hiç
bitmemesini isteriz. O zamanlar da zamanın durmasını,
hiç akmamasını isteriz. Ama o zaman, zaman ne yapar?
Bizi duymazlıktan gelerek son model bisikletine biner.
Sonra da son viteste ve son sürat hızla, geleceğin
yollarından adeta uçarcasına geçip gider."....
sayfa 155, ikinci paragraf
Kara Orman Masalı
Bir varmış, bir yokmuş.
Günlerden bir gün Ay Dede minik yıldızlarla Evren’de
gezinirken,
Evren ise o sırada benim kalbimin içinde gizlenmişken,
Birden her şey sus pus olmuş.
Sonra da nasıl olduysa olmuş,
Bir kızılca kıyamettir kopmuş.
İşte o kıyamette, zaman da bir anlığına durmuş.
Hemen sonrasında berber pireler, tellal develerle
kavgaya tutuşmuş.
Onlar kavga ederken, ben beşiğimden düşmüşüm.
“Ah” deyince de ağzımdan emziğimi düşürmüşüm.
Bunun üzerine ben de başlamışım iki gözüm iki çeşme
ağlamaya.
Ağlamam kesilmeyince de başlamışım oyuncak
çıngırağımı sallamaya.
sayfa 9