AY PERİSİ AYA

AY PERİSİ AYA
@aya17
Kötü bir düş
Öyle ki sevincimden nara üstüne nara atmışım. Nara atmaktan sıkılınca da katıla katıla ağlamışım. Ağlama sesimi de uzaktan ninem de duymuş. Duyduğu gibi de hemen yanıma koşmuş. “Kötü bir düş gördün. Ağlama artık!” deyip, beni öpüp koklamış. Sonra da “Haydi, uyu,” deyip beşiğimi sallamış. Sallarken de ninem bana o çok sevdiğim ninniyi söylemiş. O ninnideki danalar da lahanaları afiyetle yemiş. Derken ninemin o ninniyi söylediği günün üzerinden Yetmiş gün, yetmiş gece geçmiş. Yetmiş gün, yetmiş gece sonunda da çok uzaklardan gelen Bir yabancı, ninemin odasına “pat” diye girmiş. “Ey nine, sakın korkma benden! Ben bir ay perisiyim. Adım Aya,” deyip Ona “Kara Orman masalını” baştan sona anlatmaya başlamış. Ninem de ay perisi Aya’yı dikkatle dinleyip Masalın sözlerini tek tek kafasına yazmış. Masalın bitmesiyle de Aya ninemin pamuk ellerinden güzelce öpüp Ona “Hoşça kal, nine!” demiş. Ninem de ay perisinin ışıl ışıl gözlerinden güzelce öpüp Ona “Haydi, güle güle git ay perisi!” demiş.
Sayfa 21 - Yazar Ak Han·Kitabı okudu
1000 Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Umut var ve hep var olacak
...."Böylece anlar anları kovalamış gene. İşte o anların birinde Aya da elini kalbinin üzerine koyup kendi kendine mırıldanmış. “Umut var, umut var ve hep var olacak. Sakın unutma!”... sayfa 289, dördüncü paragraf
Sayfa 288 - Yazar Ak Han·Kitabı okudu
1000 Kitap
Zümrüdüanka, bilge ejderha, mum denizi ve ateşten bir gemi
İşte böyle, ben Kaf Dağı’nda bir başıma kalmışım. Bunu anlayınca da hıçkıra hıçkıra ağlamışım. Ağlamam bitince, sekiz kırmızı keçi koşa koşa yanıma gelmiş. Sekizi birden “Al!” deyip bana avuçlarındaki sekiz kırmızı kılı vermiş. Ben o kılları aldığım gibi hepsini hemen havaya savurmuşum. Savurmamla da karşımda Zümrüdüanka’yı bulmuşum. O da kaptığı gibi beni götürmüş uzak bir diyara. O diyarda da beni bırakmış bir kasabaya. Bir de bakmışım ki o kasabada dokuz bilge ejderha yaşarmış. Dokuzu da leb demeden leblebiyi anlarmış. Ben kara kara düşünürken yanıma gelmişler. “Dinle, sana evine nasıl döneceğini biz söyleyeceğiz,” deyip söylemişler. “Ey çocuk, bunun için Mum Denizi’nden geçmen gerek.” “Bunun için de sana ateşten bir gemi gerek.” “Bu gemiyi ancak Yana Yanardağı’nın ağzında bulursun.” “Onun yolunu da ancak bu demir çarık ve asanın yardımıyla bulursun.” sayfa 14
Sayfa 14 - Yazar Ak Han·Kitabı okudu
1000 Kitap
Akrep ve Yelkovan
...."Hepsi daha bir gün önce yaşanmış olsa dahi geçmişteki yerini çoktan almıştı bile. Var olan sadece ve sadece nefes aldığımız o andı. Ve o anda saatin akrebi acı gerçeklerle yüzleşmeyi, yelkovanı ise bu gerçeklerle yaşama zorunluluğunu gösteriyordu.".... sayfa 299, ikinci paragraf
Sayfa 298 - Yazar Ak Han·Kitabı okudu
1000 Kitap
Kara Yaratık Kara Ölüm
....“Hiç sesinizi çıkarmadan beni dinleyin ey sefil canlılar! Adım Kara Ölüm. Adımı kimin koyduğunu bilmiyorum. Bunu hiç düşünmedim de. Düşünmeme gerek de yoktu zaten. Çünkü adımı kendim koymuş olsaydım da yine bu ad, adım olurdu benim. Kara Ölüm… Öldürmekten büyük zevk alırım... Bu iki kelime ve arkasından gelen o tek cümle anlatır beni. Beni anlatacak başka kelime de yoktur, cümle de zaten. Çünkü benimle ilgili anlatılacak başka da bir şey yoktur.".... sayfa 255, ilk üç paragraf
Sayfa 255 - Yazar Ak Han·Kitabı okudu
1000 Kitap