Puan vermedi·576 syf.··
2026 201. kitabı
Amerikalı gerilim ve semboloji dehası Dan Brown’ın 2013 yılında yayımlanan ve dünya çapında büyük yankı uyandıran "Cehennem" (Inferno) adlı eseri, sadece soluk soluğa bir kaçış ve kovalamaca romanı değil; sanatı, tarihi, felsefeyi, genetiği ve insanlığın en büyük varoluşsal tehdidi olan aşırı nüfus sorununu merkezine alan çok katmanlı bir entelektüel gerilim başyapıtıdır. Roman; Harvard Üniversitesi Semboloji Profesörü Robert Langdon’ın, Floransa’da bir hastane odasında geçmişe dair hiçbir şey hatırlamayarak, başından vurulmuş bir halde uyanmasıyla başlar. Langdon, cebinde bulduğu tekinsiz bir projektörün ardındaki sırları çözerken, kendini İtalyan edebiyatının babası Dante Alighieri’nin ölümsüz eseri "İlahi Komedya"nın ilk bölümü olan Cehennem (Inferno) tasvirleriyle örülmüş ölümcül bir bulmacanın tam ortasında bulur. Brown; dahi bir genetikçinin insanlığı yok olmaktan kurtarmak adına tasarladığı radikal ve ürkütücü bir biyolojik planın peşinde, okuyucuyu Floransa’nın gizli geçitlerinden Venedik’in görkemli saraylarına ve oradan da tarihin kalbi olan İstanbul’a, Ayasofya ve Yerebatan Sarnıcı’nın büyüleyici atmosferine taşır. Yazarın sanatsal detayları, tarihi şifreleri ve bilimsel gerçekleri kusursuz bir kurguyla harmanlayan o yüksek tempolu, görsel ve akıcı dili; bu eseri basit bir polisiye olmaktan çıkarıp, insanlığın geleceğini sorgulayan sarsıcı bir modern zaman distopyasına dönüştürür.
CehennemDan Brown · Altın Kitaplar · 201329,7bin okunma
Zamanın Dedektifleri
Puan vermedi
ZAMANIN İZİNDE İSTANBUL'A YOLCULUK Kitap: Zaman Dedektifleri – İstanbul'un Beş Hazinesi: Zamanın İzinde Yazar: Funda Yalçınkaya
Zaman Dedektifleri / Sarnıcın SırrıFunda Yalçınkaya · Gülbey Yayınları · 20261 okunma
Reklam
Ayasofyasal
Muhammed Mustafa (s.a.v.) dünyaya geldiğinde Medâyin'de tü. Acem vilayetinde atesperestlerin ateşi söndü. Ayasofya'nın yaptırışında ykıldı. Neticede âciz kaldilar ve râhipler ittifak kubbesi çatladi. imparator o kubbeyi tekrar yaptırdı ve her edip imparatora gelerek durumu anlattılar: "Arap diyârında bir Peygamber zuhur etmistir, adı Muhammeddir, onun dünyaya gelmesiyle bu kubbe ykılmıstır, derman ancak ondan gelir" de- diler. Imparator Herakliyus hemen itibarh bir elçiyi hediyeler- le Peygamberimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v.) gönderdi. Elçi mek- tupla varıp durumu bildirdi, Muhammed Mustafa (s.a.v.) ağız suyunu alp güzel bir tasa sürdü ve elçiye verdi: "Bu tası kub- beye koyunuz" buyurdu. Elçi de tası Herakliyus'a götürdü. He- raklivus tası bina ustalarına verdi, onlar da kubbeyi yeni bas- tan inșa ederken bu tașı kubbeye yerleştirdiler. Kubbe bir da- ha yıkılmadı.
31/05/2026
İstanbul'un Fetih yıl dönümünden 2 gün sonra Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri'nin kabrine ziyaret edebilmek nasip oldu. 21 yaşım boyunca sanki hep buraya huzuruna davet edilmiş gibi hissettim, yaş günümde kendime zaten bu kitabı hediye etmiştim daha sonra açıldığından beri gitmek bir türlü nasip olmayan Ayasofya camiye gidip Namaz kıldım. Yine aynı dönemlerde Rüyamda kendisini görmüştüm detayını anlatmak istemiyorum fakat hayırlı bir rüya olduğunu düşünüyorum ve en sonda kitabını bitirdikten sonra kabrini ziyaret edebildim, bolca dualar ve Yasin-i şerif okudum. Bu Yaşın manevi mentalitesine çok fazla adapte oldum, hayatımda büyük ve önemli adımlar atmayı düşündüğüm de bir yıl olduğu için onları da bir Fetih gibi görmeye başladım. İslamı kendi bildiğimiz en iyi yönümüzle ve o cihad ruhuyla yaşamaya gayret edersek Evelallah bizde birer fatih oluruz.
Tarih
Son devrin büyük Allah dostlarından biri olan merhum Mahmud Sâmî Efendi Hazretleri, bir gün Beylerbeyi’nde bizim de hazır olduğumuz bir mecliste şöyle buyurmuştu: “-Benim gençliğimde, şu Beylerbeyi’nde kalp gözü açık bir zât vardı. O, bir gün bana şöyle demişti: “-Meşrûtiyet Devri’nde Ayasofya Câmi-i Şerîfı’nde mevlid dinlemekteydim. Aniden îzahı imkânsız bir rûhî sıkıntı hissettim. Bulunduğum yer câmi gibi mukaddes bir mahal olduğu ve Rasûlullâh’m velâdet menkıbesi dinlenmekte bulunduğum hâlde, böyle bir rûhî inkıbazın (daralmanın) vukuu, beni hayrete düşürdü. Dikkat edince, nasipsiz birisi ile diz dize oturmakta olduğumu fark ettim. Derhal oradan kalkıp câmiden dışarıya çıktım.” O mübarek zât, bize bu vak’ayı nakleden Sâmi Efendi’ye o günden sonra, on beş gün müddetle keşif ve kerâmetinin zâil olduğunu ifâde buyurmuş!..
Reklam
Reklam