Romanos Diogenes; "savaş için İstanbul dan sefere çıkan imparatorların törelerinden biriside,büyük kiliseye (ayasofya) gidip yakutlarla bezenmiş altın haç tan şefaat dilemesidir. Bende bu sefere çıkarken kiliseye gidip oradaki haç tan şefaat diledim. Bu sırada haç bulunduğu yerden müslümanların kıblesine doğru çevrildi, buna çok hayret ettim ve onu doğuya doğru döndürdüm. Ertesi günkü ziyâretimde haç ın yine kıbleye dönmüş olduğunu gördüm. Bunun üzerine onun zincirlerle bağlanmasını emrettim. Fakat üçüncü günkü ziyâretimde haç yine kıbleye yönelmişti. Buna çok hayret edip yenileceğimi anlamıştım. Fakat arzu ve ihtiraslarımın etkisi altında kalarak islam ülkelerine yürüdüm. Ve işte bunlar başıma geldi "
Hayatın şefkatli yanını bana sen öğrettin, sevgili Portuga. Bugün çocuklara misketler ve kartlar dağıtmaya çalışan benim, çünkü şefkat olmayınca hayatın pek değeri kalmıyor. Şefkat göstermek beni bazen mutlu ediyor, bazense yanıltıyor, ki bu ikincisi daha sık oluyor.