“ ‘Siz de çaresiz bir halde, asla yaşayamadığınız bir hayatın yasını tutmuyor musunuz?’
‘Hayır,ben seçmedim! Hayır, istediğim yaşamı yaşamadım! Benim için yazılmış yaşamı yaşadım. Ben, gerçek ben, bir mahkum gibi bu yaşama kapatıldım!’
‘Duyduğun o baskının nedeninin ise göğsünde patlamak üzere olan yaşanmamış bir yaşam olduğunu biliyorsun. Kalbinse her atışıyla seni sona yaklaştırıyor. Zaman sonsuza dek doymayacak kadar açgözlüdür. Durmadan yer, yutar; ama geri verdiği hiçbir şey yoktur. Sana yazılmış bir yaşamı yaşadığını söylemen ne korkunç! Bütün tehlikesine rağmen bir kez bile özgürlüğü tadamadan ölümle yüz yüze gelmek ne acı!’ “
“Breuer, Nietzsche’nin klinikteki nazik tavırları ile kitaplarındaki o ürkütücü, zaman zaman da kavgacı tavırları arasındaki büyük farktan etkilenmişti. Hastasına bu konuyla ilgili bir soru sorduğunda Nietzsche gülümseyip, ‘Bu büyük bir sır değil. Eğer kimse sizi dinlemiyorsa, bağırmak en doğal şeydir!’ demişti.”