Benay

Benay
@aybenay
Pro captu lectoris, habent sua fata libelli.
“Yaşamının mercek altına alınmasından gizliden gizliye zevk almayan bir hastayla henüz karşılaşmamıştı. Mercek ne kadar detaylı gösterirse hasta o kadar çok zevk alırdı. İncelenmekten alınan keyif o kadar büyük olurdu ki Breuer yaşlanma, sevdiklerini kaybetme ve dostlarından uzun yaşamanın asıl acı yanının sizi inceleyen gözlerin bulunmaması olduğuna inanırdı; hiç kimsenin dikkat etmediği bir yaşamdan duyulan dehşet…”
Sayfa 82·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“ ‘Görüyorum ki her şeyi kendi başınıza yapmayı tercih ediyorsunuz. Ama erkekleri size yardım etme zevkinden mahrum bırakmış olmuyor musunuz?’ Dedi. ‘Her ikimizin de bildiği gibi erkeklerin verdiği her hizmet kadınların sağlığına iyi gelmiyor!’ ‘Size eş olacak erkeğin uzun bir eğitimden geçmesi gerekecek. Tüm bir yaşam boyunca edinilen alışkanlıklar kolay kolay bırakılamaz.’ ‘Evlenmek mi? Hayır, hiç de bana göre değil! Size söylemiştim. Belki yarı zamanlı bir evlilik bana uygun olabilir ama bundan daha bağlayıcı olmamalı.’ “
Sayfa 29·Kitabı okudu
“Her iki kadın da onu korkutuyordu; ikisi de tehlikeliydi ama farklı biçimlerde. Lou Salome’de onu korkutan, gücüydü; yani Breuer’e yapabilecekleri. Bertha’da onu korkutan ise her şeye boyun eğmesiydi; yani Breuer’in ona yapabilecekleri.”
Sayfa 18·Kitabı okudu
“Hatta yol, sözde pürüzsüz ve açık olsa bile; bir kadının bir doktor, avukat ya da devlet memuru olmasını engelleyen hiçbir şey olmamış olsa bile, yine de yoluna çıkacak bir sürü hayaletin ve engelin olacağına inanıyorum. Böylece, sadece emeklerin paylaşılabilir, zorluklarınsa çözülebilir olmasına yönelik, onları tartışmak ve tanımlarını ortaya koymak, sanırım, büyük bir önem ve değer taşıyor. Fakat bunun yanında, bu çetin engellerle yaptığımız savaş ve mücadele verdigimiz şeyler için, tüm amaçları ve neticeleri de tartışmak ayrıca elzemdir. O amaçlara, kesin ulaşılmış, kanıksanmış bir gözle bakılmamalı; sürekli olarak sorgulanmalı ve araştırılmalıdır. Şimdiye dek özellikle erkekler tarafından sahiplenilmiş olan bir evde, kendi odalarınızı kazandınız. Gerçi bu, büyük bir emek ve çabayı sarf etmeden olmamış olsa da, kirasını ödeyebilecek durumdasınız. Yıllık beş yüz poundunuzu yine kendiniz kazanıyorsunuz. Fakat bu özgürlük sadece bir başlangıç; oda sizin odanız, fakat içi hâlâ boş. Dayanıp döşenmesi gerekiyor; dekore edilmeli; paylaşılmalı. Onu nasıl döşeyecek, nasıl dekore edeceksiniz? Kimlerle, hangi şartlarda paylaşacaksınız? Bunlann en yüksek derecede bir önem ve ilgiyle üzerinde durulması gereken sorular oldugunu düşünüyorum. Tarihte ilk defa bunları sorabiliyorsunuz; ilk defa cevapların ne olacağına kendiniz karar verebilecek durumdasınız.”
Sayfa 207·Kitabı okudu
“Doğruca kalemi elime alip ünlü bir adamın romanını eleştirmeye başladığım anda yavaşça arkamdan süzülüp kulağıma fısıldadı: ‘Canım, unutma ki sen genç bir kadınsın. Şu anda bir erkek tarafından yazılmış bir kitap hakkında yazıyorsun. Daha sempatik ol; daha müşfik, daha övgücü; tüm kadınlık hünerlerini ve tatli dilini kullanarak biraz daha oyunbaz ol. Kendi aklının ve fikirlerinin olduğunu kimseye belli etme. Her şeyden önce saf ol.’ Dolayısıyla, elimdeki kalemin kılavuzluğunu sanki o yapmıştı.”
Sayfa 204·Kitabı okudu