Uzun zaman ardından kitap okumaya dönmek için seçtiğim kitap. Okurken bazı sayfalarda "hah, şimdi bir şeyler olacak sanırım" derken yakaladım kendimi çok kez. Ama kitap oldukça sakindi. Bunu sıkıcı bulmadım, aksine huzurlu ve zihin sakinleştirici buldum. Hızla tükettiğimiz kısa içeriklerden sonra karakterin sakin dünyasına misafir olmak hoşuma gitti. 20'li yaşlarda birinden bekleyebileceğimizden farklı beklentileri ve düşünce sistemi olan bir kız bence. Japon kültürü ile de ilgisi olabilir, çok hakim değilim. Kitabın bu yanı da hoşuma gitti, Japon mutfağından birçok yiyecekle karşılaşıyorsunuz, ara sıra da kutlamalarıyla, şeker, sigara markalarıyla.
Kitapta en çok hissettiğim şey ise "ayrılık" oldu. İnsanlar gelip geçiciydi gerçekten. Ve içimde bir yerlere en çok bu sahneler dokundu. Ana karakterin bu ayrılıkları kendisine fazla dokunmadan ve dışarıya yansıtmadan, hatta bazen görmezden gelme çabası. Chizu bazı ayrılıkları atlatmaya çalışmıyor bile. Sanki onları tam olarak yaşamıyor. Daha doğrusu yaşamayı erteliyor. Oysa ne kadar içten hissettiğini anlayabiliyorsunuz. İnsanlarla bağ kurmak isteyen, ama ürkekliğinden ve bağlanma korkusundan bunu belki de gizlice onlara ait eşyaları alıp saklayarak yapan... Çünkü bir insan seni terk edebilir, ama bir düğme, bir çakmak, bir eşya terk etmez.
Hayatının başında "işlerin nasıl yürüdüğünü" çözmeye çalışan bir kızın hikayesi. Derinliği ancak kendi iç dünyanızda, üzerine düşünerek bulduğunuz bir kitap.
İnsan gerçekten yalnız kalmak mı istiyor? Yoksa yalnız kalmayı, hayal kırıklığı yaşamaktan daha güvenli mi buluyor?
Dediğim gibi, kitapta devamlı bir aksiyon olmamasına rağmen birkaç saatte akıp gitti.