İnsanın tek başına yaşaması yalnızlıktır. Elbette akrabalar, dostlar vardır yığınla; ama demek istediğim bu değil. Onların hiçbirinin tanımadığı Beryl’i bulacak birini istiyor o, her zaman o Beryl olmasını bekleyen birini.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir şeyin yakasını bir türlü bırakmayan, ardına düşüp sızlanan insanlara hiç katlanamam ben. Bir şey geçip gitmişse, geçip gitmiştir. Bitmiş, yok olmuştur. Bırakın gitsin, öyleyse! Görmezden gelin onu, avunmak istiyorsanız, yitirdiğiniz şeyi hiçbir zaman aynı olarak ele geçiremeyeceğiniz düşüncesiyle avutun kendinizi. Yeni bir şeydir artık o. Sizden kopar kopmaz değişmiştir. Ardına düştüğünüz bir şapka için bile böyledir bu….
Bir an vardır sanki tam bir rastlantıyla sahneye beklendiğiniz anda çıktığınızın bilincine vardığınız bir an. Her şey sizin için düzenlenmiştir, sizi bekler.
İnsan ruhu denen şeye inanmam ben. Hiçbir zaman da inanmadım. İnsanlar tıpkı gardırop bavullara benzerler bence, belli şeylerle tıkabasa doldurulan, yola koyulan, oraya buraya atılan, ortalığa saçılan, üstüne basılıp çiğnenen, yitirilip bulunan, ansızın yarı yarıya boşaltılan ya da alabildiğine sıkıştırılıp şişirilen gardırop bavullara. Son hamal onları son trene savuruncaya, tıkır tıkır yola koyulunca dek…