Bulunduğum yerden ( ve dünyadan çok uzaktayım ) , sevmeyi öğrendim. Dünyaya biraz daha yaklaşacak olsam, üzerinde bulunan her şeyin yok olacağını ve Evren’in Ruhu’nun yok olacağını biliyorum. Bu nedenle karşılıklı bakışmakta yetiniyoruz ve birbirimizi seviyoruz: Ben ona hayat ve ısı veriyorum,o da bana yaşama nedeni veriyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Aşk nedir?” diye sordu çöl.
“Aşk,şahinin senin kumlarının üstünde uçtuğu zamandaki şeydir.Çünkü sen,onun için yeşermiş bir kırsın ve hiçbir zaman avsız dönmedi senden.Senin kayalarını,kumullarını,dağlarını biliyor ve ona karşı cömertsin sen...”
“Rüzgara dönüşmeyi bilmiyorum.” diye tekrarladı bir kez daha.
“Sana söylemiş olduğum şeyi hatırla:Dünya,Tanrı’nın yalnızca görünen parçasıdır.Simya da tinsel yetkinliği maddi alana yönlendirir yalnızca.”
“Ne yapıyorsunuz?”
“Şahinimi besliyorum.”
“Rüzgâra dönüşmeyi başaramazsam öleceğiz,dedi delikanlı.”O zaman şahini beslemek neye yarar?”
“Sen öleceksin,” diye yanıtladı Simyacı.”Ben rüzgâra dönüşmeyi biliyorum.”
“Ama ya başaramayacak olursam?”
“Kişisel Menkıbeni yaşamış olduğun için öleceksin.Bir Kişisel Menkıbe’nin ne olduğundan habersiz,bunun ne olduğunu asla öğrenemeyecek olan milyonlarca insan gibi ölmekten evladır bu.Ama korkma.Genellikle ölüm,insanı hayata karşı daha dikkatli olmaya zorlar.”
“Ama nasıl rüzgâra dönüşürüm bilmiyorum.”
“Kendi Kişisel Menkıbesini yaşayan kimse neye ihtiyacı varsa hepsini bilir.Bir düşün gerçekleşmesini bir tek şey olanaksız kılar:başarısızlığa uğrama korkusu.”