Londra da başlayan Konyaya uzanan içinde Şems ve Mevlana konularını içeren bu romanda Karen Kimyanın dünyevi sorunlarıyla boğuşmasını izlemlerken , kendimi ilahi aşkın ortasında buldum… Ruhum bu bedende oldukça kuran ın kuluyum , seçilmiş muhammedin yolunun toprağıyım diyor mevlanam . gelelim karen kimyaya karen kimya demşken ismi kimya şems i tebrizinin karısı Mevlana nın evlatlığı olan kimya… Karen kimyanın haytında külütürler arası bir karmaşa içinde parçalanmış bir ailenin ale bağlarının sorgulamasını , özlemlerini düş ile rüya arasındaki atasını özlemle bekleyn terk edilmiş bir kız çocuğu , aslında karen kimya terk edilmemişti . rabbine olan aşkı ayrı kimyanın annesine olan aşkı , bu aşka yenik düşüp lodraya gitmiştir . işte burada yunus ermenin yaradılanı severim , yaradandan ötürü sözü yüreklerimize su serpiyor. İnsan sevince sevdiğine bakınca rabbini görmeli… roman boyunca karenin şemsi tebrizi ile karşılaşması ve sonrasında da metamorfozla ona dönüşmesi kendisine ait olduğu söylenen taşlı bir yüzüğün kanaması bu metafizik olaylarla başlar . karen ın yakut otel araştırması için geldiği yakut otel Konya olayında biz okuyucularda şemsi tebriziyi mevlanayı konyayı yakından tanımış olduk… birazda mevlananın şemsi tberiziye olan aşkından bahsedyim iki Allah dostu buluştuğu zaman Mevlana tamamıyla kemale ermiş bir şahsiyetti . sevmek bir anlamda sende olmayana ulaşmak bunun için çabalamak değimlidir? mevlannanın şemse karşı olan sevgisi , Allaha olan aşkının miyarıdır.mevlana açılmak üzere olan bir güldü şems ona nesim oldu. Şems , mevlanayı ateşledi , Mevlana ise aşkından volkana döndü... Tatlı bir ömür gibi gitmeye niyetlendin