Otobüsün yavaşlığı sinirlerimi bozuyor, ne diye bekliyor ki köşede? Avuçlarımda sert gagalı bir ardıçkuşu, bıraksam da uçup gitse diye açıyorum ellerimi, -didiklemeleri hoş bir gıdıklamayı geçti artı, avuçlarım kaşınıyor- orada kalmaya devam ediyor, içimden başına buyruk bir rüzgar, ardıçkuşuyla birlikte döne döne geçip duruyor.
Yok, otobüs yerinden hala kıpırdamadı. Yeni bir mesaj geliyor. 'Uzaktasın, görüyorum seni.'
Ardıçkuşu tam kalbimde şimdi. Kalbimin ortasına saniye ritminde tak tak gagasını vuruyor. Göğüs kafesimi avuçlamak istiyorum o anda, 'yapma' demek istiyorum, 'burada yolun ortasında olmaz'. Gülümsememe engel olamadan yanıt veriyorum mesajına.
'Özledim'