Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron
Uzun zamandır okumak istediğim ve beni içine çeken bir kitaptı Unutulmuş Büyüler. Kitap öyküler anlatan bir ozanın bazı öyküleri ölümsüzlere anlatması ve ölümsüzlerin ona ihanet ederek bir karmaşa yaratmasıyşa başlıyor.
Açıkçası kitabın içinde hikayeleri arka arkaya okumamaya dikkat ettim. Çünkü öykülerin içine tam olarak girmek istedim ve bu yüzden aralarına molalar koydum. Ve böyle yaptığım için daha mutluyum. Çünkü hikayelerin üstüne düşünmeyi ve teoriler kurmayı, gözden kaçırdığım detayları incelemeyi severim ve bu kitap bunun için bana olanak sağladı.
Cadısız Köyün Cadısı hikayesi belki de beni en çok üzen hikayelerden çünkü bunların gerçekten yaşandığını bilmek beni her zaman üzecek.
Neden bilmiyorum ama Bilinmedik Portler hikayesi beni çok üzdü. O çaresizliği iliklerime kadar hissettim.
Mavi Büyüyle Dolu Küre hikayesinde ise tamamen Damla ile konuluyormuş gibi hisettim. Sanki gerçekten karşımda Damla varmışta konuşuyormuş gibi hissetmek beni çok mutlu etti.
Yeminkıran... Fangar'ın hikayesi gerçekten belki de en çok üzüldüğüm ve kalbimin içinde bir butukluk bırakan o hikaye. Bu adamın lakabının daha önce Yemintutan olması ise beni en çok üzen şeylerden. Gerçek anlamda gözleirmizin ne kadar kararabileceğini öğreten bir hikayeydi.
Gezgin Büyücü ve Taksus Cadısı belki de kafamda en çok dönüp duran hikayelerden. Bağlarını o kadar iyi hissettim ki. Ve bu iki hikayenin konusunu gerçekten oldukça ilgi çeken türdendi benim için.
Yüz Bin Gece hikayesinde kızdığım noktalar olduğu kadar içine çeken bir hikayeydi. Ben Oleander Finçh'in her ne kadar çok okuyamasakta eşini gerçekten sevdiğini hissettim.
İnfeliz hikayesi ise sonunu o şekilde beklemediğim bir hikayeydi. Açıkçası kızın sevdiği adamı bulacağını düşünmüştüm. Küçük detaylar her zaman
Ölümün gözdelerinin varlığına rağmen adil olduğunu fakat yaşamın bencil ve insafsız olduğunu biliyordu. Yaşam, haksızlık yapmaktan çekinmezken ölüm... Ölüm dürüsttü.