“Nereye gidiyorsun çocuk,” dedim içimden, “büyümeye mi?”
Kapı, çocuğun ardından kendi ağırlığı ile hareket ederek yavaşça kapandı. Kilidin dil yuvasına otururken tarifi imkansız bir ses çıkardı.
-bitse ne olur,
bitmese ne?-
O ilk saniyede kadın kafasında seninle yatar, evlenir, gezip tozar, paranı yer veya sana avucunu yalatır. Her neye karar verirse bunu ilk saniyede yapar. Sen bir saniyelik bir kararın figüranı olmak için bu dünyaya yollandın. Ama bu kötü bir şey değil, çünkü seni bir saniyede kafasında bir konuma yerleştiren bir kadını bir saniye düşünmeye bile değmez.
İnsan yaşamak istiyorsa sokaklarda yürümek, sokağın gizli saklı noktalarına gözlerini dikip bakmak zorundaydı. Aksi takdirde hayat, aynanın karşısında parfüm sıkıp dışarı çıkmaktan vazgeçmek gibiydi.
Öyle anlarım olmuştu, önceden olmaz dediğin bir şey olurdu ve sadece birkaç dakika sonra bu inanılmaz olayı dahi kanıksardı bünye. Bir başkasına anlatırken artık içinden anlatmak bile gelmezdi.