Aylin Kanar

Aylin Kanar
@aylincow

Aylin Kanar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.·
2025 6. kitabı
Ben Lerner
7.6/10 · 108 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·120 syf.··
2025 3. kitabı
Ben sanırım ilişkilendiğimiz insanlarla kısıtlı vaktimiz olduğu fikrini nihayet kabullendim. Dostluk mesela, bazı taşıyıcılar olmadan ayakta kalamıyor. Sadakat, beklentisizlik, anlayış, yoldaşlık gibi. Ama öte yandan da herbirimizin içinde varoluşumuzu ateşleyen duygular var ve bunlara takılıp sürüklenebiliyoruz. Bu sebepten insanlar sadakatlerini de kaybedebiliyorlar. Öte yandan derinlerden gelen bir duygunun zihin gücüyle bastırabilmenin de pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden herkes olduğu gibi davranır ve kimseye bunu yap şunu yapma diyemeyiz. Dersek oldukları kişi olmalarını engellemiş oluruz ki bu içinde bulunduğumuz ilişkiyi organik yapmaz, yapay ve zoraki bir duruma sokar. Böylece hem kendinin hem de karşındakinin varoluşunun özgürlüğüne aykırı davranmış oluruz. O yüzden bugüne kadar ne yaşadıysam kabullendim, olacakları da... Herkes olduğu kişi gibi davrandı. Okuduğum ve gözlemlediğim şeylerden sonra çoğu arkadaşlık biçiminin kibir ya da kıskançlık yüzünden bittiğini düşünüyorum. Üzerinde biraz düşünecek olursak bu iki duygunun birbirini ne kadar beslediğini farketmemek elde değil. Bu duygulardan herhangibiri devreye girdiği an dostluğun saf sakin suları kirlenir. Dalgalı ve tutarsız davranışlardan doğan bir bir duygudurum ortaya çıkar ve iki arkadaşın savaşını izleriz. Nihayetinde de kazanan kimse olmaz. Bence arkadaşlıklar Nietzsche'nin de dediği gibi; iki geminin kendine ait güzergahları vardır, onlar kesişebilir ve bu kesişimi kutlayabilirler de, ayrılabilirler de. Ayrılsalar da günün birinde tekrar kesişebilirler. Arkadaşlıkta, görüşülmediği, karşılaşılmadığı ve konuşulmadığı zaman bile devam eden sonsuz bir diyalog yatar. O yüzden; Yollarımız iyi insanlarla kesişsin. :) Mumlar Sonuna Kadar Yanar incelememi önümüzdeki günlerde yazacağım, bu
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
Puan vermedi·308 syf.··
2025 2. kitabı
Kaç gündür yazıp yazıp siliyorum. Hayatımda çok etkilendiğim birkaç kitap oldu ama ilk defa bir kitap beni böylesine etkiledi ki tam da bu yüzden aklımdan onca şey geçmesine rağmen toparlayıp bir türlü yazamıyorum. Şimdiyse bırak dağınık kalsın Aylin diyorum. İçimden geldiğince anlatacağım. Aslında kitabı anlatmak istemiyorum. İçimden geçenleri anlatacağım. Benim bu kitap boyunca dikkatimi çeken birkaç konu oldu: kültür, sınıfsal çatışmalar, ilişkiler, Lazar, yanlızlık. Kültür nedir? Kültür deneyimdir ve içinde geçmişi taşıyan soyut bir kaynaktır. Dünyayla insanlarla bağ kurmamızı sağlar. Bu soyut kaynak dilde, mimaride, sanatta, müzikte, insanların yaşayış biçimlerinde hayat bulur. İnsanların vatanıdır kültür. Kültür bir kolajdır, hemhal olma halidir. Ait olmadığın içine karışamadığın bir kültürün parçasıymış gibi yapamazsın, çünkü kültür yaşanır, kültür solunr ve içine işler. İşte bu yüzden bir vatanı kaybetmek bir toprak parçasını kaybetmek değildir. Kültürünü kaybettiğinde her şeyini kaybedersin. Marai de 2. Dünya Savaşı'nı deneyimlemiş biri olarak bu konuyu bu kadar içselleştirmiş diye düşünüyorum. Sınıf çatışmasına gelecek olursak, Peter bence ilk eşi gibi küçük burjuva değil de soylu biriyle evlenmiş olsaydı da böyle bir evliliği sürdüremeyecekti. Bunun birkaç sebebi var; Peter kimliğini soylu olmaklık üzerinden tanımlayan bir adam. Kültürünü sürdürmek ve aslında 'muhafaza etmek' onun yaşam biçimi olmuş. Bunun da sonucunda içinde yeşeren kibir ve anlamsızlıktan doğan isyan duygusu onu ilişkilerinde sabote ediyor. Ilonka bence iyi bir kadın fakat Peter'in kibri sürekli 'sen ne yaparsan yap, bizden değilsin' diye fısıldıyor. Eşini bir türlü kendine yakıştıramıyor ve eşi de ona yetişmek için çabaladıkça ondan uzaklaşıyor. Eşi onu ne kadar çok seviyor olsa da kibri
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,507 okunma