En sevdiğim kitapların hepsinde ilk görüşte aşk vardı. Karakterlerin gözlerinin buluştuğu anda sırılsıklam aşık olduklarının anlatılmasına bayılırdım. Her zaman umutlu bir romantik olsam da bunun gerçek hayatta yaşanabileceğine inanmak zordu, yine de bu fikri severdim.
Aşık olan ilk kişinin kim olduğunu hep merak etmişimdir. Bunun ne olduğunu hemen anlamış mıydı, yoksa midesinde feci bir yanma mı hissetmişti? Mutlu olmuş muydu? Üzülmüş müydü? Aşkı karşılıklı mıydı, yoksa platonik miydi? Onu bulması ne kadar sürmüştü? Aşık olmak için kaç gün, ay ve yıl beklemişti? Korkmuş muydu? Önce o mu konuşmuştu, yoksa ötekinin konuşmasını mı beklemişti?
Onu iyileştirmeye çalışmadım çünkü parçalara ayrılmış birini kimse iyileştiremezdi. Bazen sadece enkazın ortasında dururdunuz ve yeni kırılmış parçaların içinde yaşamayı öğrenmeyi umut ederdiniz.