Çocukları azarlamanın ve hor görmenin, onları işbirliğine ikna etmeye ve uslu durmalarını sağlamaya yaradığı fikrine nasıl ulaştık? Şahsen ben, çocukların bu tarz ebeveynlik karşısında çok daha tepkisel ve cüretkar bir tavır sergilediklerine ve böylece zaten hayal kırıklığına uğramış ebeveynlerini iyice çileden çıkardıklarına şahit oldum.
Şu bir gerçektir ki hüzün yönetilebilir, insani bir duygudur. Kimse üzüntüden ölmez, fakat üzüntüsünü baskıladığında ve bu duygu içinde sıkışıp kaldığında, kendine bir çıkış bulamadığında ya da bu duygusunun tamamlanmasına ve mana kazanmasına uygun ortam yaratılmadığında gerçekten çok hasta olabilir.
Kaygılı insan genelde başka insanların zihninde ne olup bittiğine odaklanırken, çocukların kaygıları da - özellikle endişeli olduklarında - çoğu kez ebeveynlerinin aklındakileri okumaya çalışmakla ilgilidir. Her birimiz belli bir ölçüde zihin okuyabilme yetisine sahibiz. Çocuklarımız da bizi gözlemlerken öğrenmeye çalışan stajyerlerimizdir.
Ebeveynlerinden ihtiyaçları olan desteği alamayan çocukların yapabileceği iki şey vardır, ya giderek daha da sessizleşir, soru sormayı bırakarak başınızı ağrıtmaya son verirler ya da tam tersi, seslerini daha da yükselterek zihinleri ve duygu dünyaları fazlasıyla meşgul çocuklar haline gelirler.